... yaşamanın geri kalanında yanında hep kağıt kalem, mürekkep, kuş tüyü, eski kitaplar taşımaya karar verir; aydınlanma anının mucizelerinin ispatı olacak, uyurgezer gibi telaffuz edilemeyeni tercüme edecektir bunlar hep.
Ne tutku dolu zamanlardı! Soğukla, yalnızlıkla, umutsuz yoksullukla kararmış günler! Kelimelerle düşünceleri gaddarca birbirine karıştıran kötü mürekkebin dağıldığı emici kağıt; ucu kırık yazmayan bir kalem ve evde başka bir tane daha olmayışı; yeterince param olmaması ve o kitabı bana yarım liret ucuza vermekte inat eden bir kitapçı yüzünden yaşanan kaç hayal kırıklığı!
"Agnes geldiği yoldan, bu kez daha yavaş adımlarla, geri dönüyor. Aynı sokaklarda yürümek, yolu gerisingeri gitmek ne tuhaf; tüy kalem misali ayaklarıyla yazdıklarının, yazılı sözcüklerin üzerinden geçer, yeniden yazar, siler gibi. Ayrılıklar ne tuhaf."