1000Kitap Logosu
İshakaya
TAKİP ET
İshakaya
@ishak_
İnsanlr hile ve üçkağıtçılkta o kadar ustalşmşlr ki, şeytanın bu konudaki şöhreti unutulp gitmş Nabi 1642-1712 Her zaman iyi insan olmk isteyn kişi, iyi olmayn onca insan arasnda kesinlkle yıkıma uğrayacktır. Machiavelli ö. 1527
Oku(ma)mak gör(me)mektir... H.İ.PD.K. ...
2506 okur puanı
08 Nis 2018 tarihinde katıldı.
67
Kitap
1
İnceleme
14,7bin
Alıntı
7,2bin
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Baskıya gitti... Mana’dan yeni bir ansiklopedik eser daha: İslam’ın Akılcıları / MU’TEZİLÎ ÖNCÜLER Editörler: Mehmet Azimli - Özden Kanter İslam düşünce tarihinde “Akılcı damar”ı temsil eden Mutezili önderlerin; Kays b. Asım (667)’dan başlayarak Hasan Hanefi (2021)’ye kadar izi sürüldü ve 138 isim kaleme alındı; böylece önemli bir kaynak eser ortaya çıktı… Yakında raflarda... ARKA KAPAK YAZISI Mu’tezile, Bağdat’ta Me’mun döneminde başlayan iktidarının ardından Hanbeli terörünün büyük zulümleriyle karşı karşıya kaldı. Esasen bu baskı, “mevali” denilen Müslüman toplulukların İslam’a açılım maksadıyla getirdikleri yeni yorumlara karşı, Arapçı bir tepkiyle adeta “bu din bizim, ne şekilde anlaşılacağına da biz karar veririz” şeklinde bir refleks ile yapılan bir engizisyon idi. Mu’tezile düşüncesi devlet kurumlarından kovulmakla kalmadı, halkın üzerindeki etkisi de yok edilmek istendi. Mu’tezilî bilginlerin yazdıkları eserlerin büyük çoğunluğu tahrip edildi. Mu’tezile bilginleri öldürüldü, hapsedildi, baskıyla sindirildi ve üretilen ilmi birikim ortadan kaldırıldı. Mu’tezile artık belini doğrultamadı, yalnızlığa itildi, küçük düşürüldü. “Sünni” adı verilen esasında “Ehl-i Hadis” diyebileceğimiz fanatik bir ihtilalle devrilip toplum ve düşünce alanında geri plana itilmiş oldu. İş o noktaya geldi ki Mu’tezilî fikirlerinden dolayı sindirilmiş bilginler, kendilerini bu ekole ait değilmiş gibi göstermek zorunda kaldılar. Müslümanların ötekileştirdiği bu düşünce insanlarına karşı bir vefa borcumuz vardı. İslam medeniyetine sıçrama yaptırmış ve o günden bugüne en teolojik tartışmaları üretebilmiş bu ekolün mağdur bilim adamlarını en azından hatırlamak ve hatırlatmak gerekliydi biz de bunu yaptık.
1
Yunanların Anadolu'dan çıkarılması uzadıkça Mustafa Kemal'in muhalifleri artıyor. Kara Vasıf Bey, Müdafaa-i Hukuk Grubu'ndaki görevinden çekildi. ~ Bolu Mebusu Cevat Abbas Bey, bir yıllık Avrupa gezisinden İstanbul'a döndü. Tevhid-i Efkar Gazetesi: Bolu Mebusu Cevat Bey'le mülakat: ‘Anadolu'nun yokluk içinde yarattığı bu mevcudiyet ve istiklal uğrundaki fedakarlık Avrupa'da herkesin takdirine mazhar olmaya başlayan bir harikadır.’ ~ Bilal Şimşir ‘Sakarya’dan İzmir’e’ isimli kitabında anlatıyor: Bu dönemde İstanbul’un daha doğrusu padişahın, bir gizli tutumu vardı. Bu gerçekten İhanete doğru kayan bir davranıştı. Sakarya’dan sonra, müttefiklerin yeni bir konferans hazırlıkları yaptıkları sıralarda, 13 Ocak 1922’de sultan, İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserine gizlice bir haberci yollamıştı. Haberci, Prens Sami’ydi. Sultan, İngiliz Yüksek Komiserinin gelip kendisini ziyaret etmesini istiyordu. Yüksek komisere söyleyecekleri vardı. Habercinin sözlü mesajına göre, sultan, «harekete geçmeye» karar vermişti. «Ankara’nın otoritesinin yerine kendi otoritesini ikame etmek» kararındaydı. Bu amaçla «İngiltere’nin manevi desteğini sağlamak» isteğindeydi. Bu konularda ve belki daha başka konularda da İngiliz Yüksek Komiserine bir şeyler söyleyecekti. Ama, Yüksek Komiser Sir H. Rumbold, Paris Konferansından önce sultanı ziyaret etmeyi sakıncalı gördü; Fransa ve İtalya kuşkulanabilirlerdi. Bu nedenle görüşmeyi konferans sonrasına erteledi. Padişah acaba ne yönde «harekete geçmeye» karar vermişti? Ankara’nın otoritesi yerine kendi otoritesini nasıl ikame edecekti? Hangi yolla İngiltere'nin desteğini sağlayacaktı? İngiltere'den açıkça ne isteyecek ve karşılığında İngilizlere ne verecekti? (Padişahın İngilizlere teklifi 26 Mart 1922 gönderisinde paylaşılacaktır😊) gungunkurtulus.com #gungunkurtulus
3
Eğer seçim heyetini yalnız kafaları ilimle dolu kimseler teşkil etmiş olsaydı, onlatın oyları bugünkü seçim heyetlerinin oylarından daha isabetli olmazdı. Onlar da hislerine uyar ve partilerinin istediği gibi hareket ederlerdi ve şimdiki zorluklarımızdan daha az müşküllerimiz bulunmazdı, hiç şüphesiz de fazla olarak kastların ağır istabdadı altında kalırdık.
Hür düşünceli bir adamın sihirli bir kudretle Orta Çağın içerisine götürüldüğünü farzediniz. Bu kimsenin o zaman hüküm süren dini fikirlerin müthiş tahakkümü önünde onları çürütmeyi deneyeceğine ihtimal verir misiniz? Şeytanla anlaşma yapmış yahut büyücü kadınla görüşmüş olmak suçlariyle kendisini diri diri yakmak isteyen bir hakimin eline düşen bu hür fikirli adam, şeytanın ve büyücünün varlığına itiraz edebilir mi?