İshakaya

İshakaya
... Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. (Medeni Kanun m.3) ... instagram.com/ishakky_
10/10
·1552 syf.·
2024 4. kitabı
Romandaki olaylar yaklaşık olarak 1810 ile 1840 yılları arasında geçiyor. İlginç olan her ne kadar sadece ismi anılsa da romanın belki de en önemli kahramanlarından birisi de Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa. Monte Kristo Kontu gerçek adıyla Edmond Dantes bir denizci. Dönemin Fransa'sında, kralcılar ile imparator yani bonapartçılar arasında iktidar mücadelesi var. İktidarın sürekli değiştiği ve taraf tutmanın bedelinin ağır ödenebildiği bu dönemlerde Elba adasındaki Napolyon, Edmond Dantes in bulunduğu geminin kaptanı aracılığıyla Marsilya'daki Bonapartçı kulübün başkanına bir mesaj gönderir. Kaptan ölür ve bu tehlikeli mesajı yerine ulaştırmak Edmond Dantes'e verilir kaptan tarafından. Tabii Edmond Dantes'in mesajdan, mesaj içeriğinden haberi yok. Dantesin sevdiği kız olan Mercedes'i Fernand'da sevmekte ve ayrıca Dantes'in gemi de geleceği göreve Danglars adlı bir kişi de gelmeyi istemekte. İşte olaylar bundan sonra başlıyor. Danglars, Dantes'in Bonapartçı olduğu ilgili bir ihbar mektubu hazırlıyor ve bu mektubu Fernand'da sevdiği kıza kavuşmak için kraliyet savcısı Vilfort'a gönderiyor. Vilfort bu ihbar mektubuna dayanarak Edmond Dantes'i tutukluyor. Edmond Dantes savcı tarafından sorgulanması sırasında kaptanın kendisine verdiği mektuptan söz ediyor. Kraliyet savcısı da bu mektubun babasına yazıldığını görüyor ve babasını korumak için Dantes'i suçlu bulup bir daha çıkmamak üzere girilen İf Şatosuna hapse gönderiyor. Dantes, İf Şatosunda 14 yıl civarı kalıyor ve bir mahkum olan Rahip Faria adlı kişi sayesinde buradan ilginç bir yöntemle kaçıyor. İşte roman Dantes'in, İf şatosundan çıktıktan sonra kendisini buraya atanlardan intikam alma sürecini anlatıyor. Bu romanın içeriğinden ilk olarak sinema filmini izlediğimde haberdar olmuştum. Sinema filmi de güzel ancak
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·750 syf.·
2023 18. kitabı
Bu kitap yakın tarihimizi anlatan en iyi kitaplardan diyebilirim. Kitabın en iyi olmasında birkaç neden var: 1. Kitap Atatürk'ü tüm yönleriyle ele alıyor (Olumlu olumsuz her yönü) 2. Atatürk'ün veya yakınlarının bir görüşünü aktarırken bu görüşün tam zıttı olan görüşleri de aktarıyor ve kendi görüşünü de belirtiyor. 3. Kitabın anlatımı gayet sade ve anlaşılır ve ayrıca roman anlatımı havası da var. Bazen okurken roman okuyor hissine kapılabiliyorsun. 4. Atatürk'ün kişiliğini çok iyi çözümlediği görülüyor. Mustafa Kemal'in en önemli özelliği toplumun öyle yavaş yavaş yenileştirilmesi taraftarı olmaması. Yani toplumu bir anda değiştirme taraftarı. Şimdi bir anda değiştirmek için de kendisinin bu konuda tam yetkili olması gerekiyor. Daha doğrusu kendi politikalarını kendi düşüncelerini uygulayabilmek için tek yetkili olmak düşüncesi var ve bu düşüncesini de başarıyor. İşte en yakın arkadaşlarıyla ayrılmalarının en önemli nedeni bu. En yakın arkadaşları diyorum birkaç arkadaşı dışında Atatürk 1923'ten sonra en yakın arkadaşlarının çoğu ile yollarını ayırıyor. Örneğin Ali Fuat Cebesoy askeri okuldan en yakın arkadaşı ve hatta Mustafa Kemal'in askeriyede bir yer edinmesinde Ali Fuat Cebesoy'un konumu etkili oluyor çünkü Ali Fuat Cebesoy'un babası da sayılan bir asker. Ancak Ali Fuat Cebesoy 1923'ten sonra Kazım Karabekir paşalarla birlikte Terakkiperver Cumhuriyet fırkasına kuruyor. Ancak 1932 de meclise giriyor tekrar. Şunu da ifade edelim ki Mustafa Kemal emir komuta altına alınamayan birisi. Mesela Çanakkale çarpışmalarında bazen silsileyi takip etmeden yazışan birisi. Yani kurallarla arasının pek iyi olduğu söylenemez ancak kendisi kuralcı bu arada. Kitapta da buna değinilmiş zaten kendisinin söylediği çoğu şeyi kendisi uygulamıyordu diye. Milli mücadeleden sonra
Atatürk: Modern Türkiye'nin KurucusuAndrew Mango · Remzi Kitabevi · 2004817 okunma
Puan vermedi·142 syf.·
2023 16. kitabı
Romanın adı intibah yani uyanış. Namık Kemal, romanın baş kahramanlarından birisi olan Ali bey gibi, etrafımızdaki olaylara uyurgezer bakmamamız gerektiğini, olayların içi yüzünü öğrendikten sonra harekete geçmemiz gerektiğini kısaca uyanmış olarak yaşamamız gerektiğini anlatmak istemiş galiba romanda. Gerçekten de romanı okurken aklıma ilk gelen, Ali bey gibi eğitimli birisinin etrafındaki olaylara nasıl bu kadar yüzeysel baktığıydı. Yetiştirilme tarzından mıdır yoksa kişiliğinden midir söylemek güç. Ancak yazarın Ali beyi anlattığı yerlerde, Ali Beyin el bebek gül bebek büyütülen bir çocuk düşüncesi uyandırdı bende. Zeki, yalan ve rol ustası, güzel Mahpeyker de zaten en sonda şu sözleri söylüyor Ali Bey'e : "Sizin kadar bilgili bir kişiye göre bir kadının benlerini hamamda olsun araştırmanın mümkün olduğunu düşünmek güç bir şey değildi! Siz tuttunuz, o zavallının sadakatinden de şüphe ettiniz." Kısa, akıcı, kendisini okutturan bir roman. Bu romanı okuduğunuzda edebiyatımızdaki ilk edebi romanı da okumuş olacaksınız.
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2020 11. kitabı
İslam'ın ikinci mesajı adlı eser, Mekke ve Medine dönemine günümüze kadar anlatıla gelenlerden farklı bir bakıştır. Günümüze kadar anlatıla gelen durum şu: Mekke 1. dönem ve Medine 2. dönemdir. Dolayısıyla Medine dönemindeki uygulamalar esastır. Yazar bu durumu tersine çeviriyor. Mekke döneminin asıl mesaj (yani en son mesaj, 2. mesaj) olduğunu, Medine dönemindeki uygulamaların ise o dönemin şartlarına göre ortaya çıkan problemlere bir cevap, çözüm niteliğinde olduğunu ifade ediyor. Bunu kitabında şu ifade ile belirtiyor; "...nihai mesajla (Mekke) konjektörel emirleri (Medine) birbirinden ayırmak şarttır." Muhammed Taha siyasette de aktif bulunmuş ve döneminin yöneticileri tarafından kafir suçlamasıyla -her ne kadar daha sonra iade itibar olunsa da- asılmış bir kişidir. Olaylara bakışındaki farklılığı görmek için kitabından birkaç alıntıyı verebiliriz: "O başkaları ile barışmadan önce kendi içindeki birliği sağlayarak iç huzurunu yakalamalıdır. Kişi yalnızca dilediği gibi düşünürse, düşündüğü gibi konuşursa ve konuştuğu gibi davranırsa içindeki birliği sağlayabilir. Kusurlardan, hastalıktan ve ölümden arınmış nihai hayat kuşkusuz ölümün zıttıdır. Demokrasi yalnızca bir yönetim biçimi değil aynı zamanda bir yaşam biçimidir. İslam'ın temel ilkesi erkeklerle kadınların toplum içinde bir arada olmalarıdır. İnsanlar ne kadar kaba ve duyarsız olursa yasaları da o kadar sert olur buna paralel olarak özgürlükleri de aynı oranda kırpılır." Olaylara farklı yerlerden bakmak isteyenlerin okuyacağı bir kitap.
İslam'ın İkinci MesajıMahmut Muhammet Taha · Ayrıntı Yayınları · 201128 okunma
Puan vermedi
Üç İstanbul, Osmanlı'nın son dönemini anlatması bakımından önemli bir eser. Özellikle Osmanlı'nın sosyal yapısını merak edenler için iyi bir seçenek. Yazar romandaki kişilerin karakterlerini tahlile önemli bir yer ayırmış. Yazarın bir başka önemsediği şey de bir evin içindeki eşyalar. Eşyaları betimlerken -yabancı isimlerden dolayı- söz konusu eşyanın tam ne olduğunu anlaşılamıyor. Ayrıca bu eşya betimlemeleri okurken sıkılmama da neden oldu. Romanda en beğendiğim yerler ise, roman kahramanlarının, bir evde toplanıp tarihten, felsefeden, dinden konuşmaları ve tartışmalarıydı. Yazar, farklı görüşleri kahramanların ağzından birbirlerine karşı söylettirmiş ve ortaya çok güzel diyaloglar çıkmış. Romanın kahramanlarından en olgun, en karakterli kişi Nazır'ın kızı Süheyla olsa gerek. Romanda Adnan da Süheyla'nın az konuşmasından şikayetçi. Gerçekten de biraz fazla konuşsaydı daha çok şey öğrenebilirdik ondan. Çünkü farklı bir bakış açısı var, ve benim dediğim gibi belli sınırları olan, kişilik sahibi birisi. Diğer kahramanların ise hiçbir sınırı yok. Adnan'ın Victor Hugo'dan alıntıladığı gibi: "Faziletle fezahat (rezillik) arasında kalın bir duvar varsa bu duvarda da bir insan geçecek kadar büyük bir delik var" dı. En fena adam bu delikten fazilete, en iyi adam da yine bu delikten fezahate geçebilirdi. Roma'nın sonlarına doğru, İttihat Terakki'nin ileri gelenlerinin, milli mücadeleyi yürütenlerden beklentilerine de yer verilmiş. Burada beklenti milli mücadeleyi yürüten kadronun İttihat Terakki'nin önde gelenlerini Ankara'ya çağırmaları gerektiği yönündeydi. Bu beklenti yine milli mücadeleyi temsil eden bir kişinin, İttihat Terakki'nin ileri gelenlerinden biri olan Adnan ile konuşmasında cevaplandırılıyor. Son söz olarak, okurken insanı birazcık zorlasa da, Osmanlı'nın
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,365 okunma
Reklam