İshakaya

İshakaya
... Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. (Medeni Kanun m.3) ... instagram.com/ishakky_
Zayıf buldun mu, çekinmeden yere vurursun. Kuvvetlinin önünde köpeklenirsin! Rousseau’nun Nietzschehıin, Dostoyevsky’nin, J. Carlylesin, Selliere'in, Dukheim’in Hugo’nun, Kipling’in müdafiiliğini yaptığı vahşî ve çıplak burjuvaziye dişin geçiyor mu? Marx ın, Engels’in, Plekhanov’ın Barbusse’un, Jules Romain'in Upton Sinelerin, Maıakowsky, nin, Malraux’nun bayrağını taşıdığı haşin ve dişli sosyalizme ne yapıyorsun? Ah.. Bilirim ben seni, sen ne malsın! Kuvvetlinin dostu, zayıfın düşmanısın.
Reklam
Bize Avrupa kapılarını açmak istiyen kitap, bir mucize ile ayağa kalkıp dev adımlarile gitmedi. Emekleye emekleye yürüdü. Her şey, onun yürümesine mâni olurken, yine ayakta kaldı.
Luther kiliseye meydan okurken sırtını Teuton şövalyelerine vermişti, ihtilâlciler, sarayı gırtlağına kadar borca sokan zengin burjuvalara dayanıyordu. Bizde kitap hayatın kenarına dokunarak duruyor; yoksa bütün hayatın üzerinden fışkırmıyordu. Bize Avrupa kapılarını açmak istiyen kitap, bir mucize ile ayağa kalkıp dev adımlarile gitmedi. Emekleye emekleye yürüdü. Her şey, onun yürümesine mâni olurken, yine ayakta kaldı.
Biz hâlâ Nâmık Kemalleri, Ziya Paşaları fikirlerine ihanet etmek, devletten memuriyet kabul etmekle lekeliydim. Hâlâ onları ahlâk zaafı ile, cehaletle, kuvvetsizlikle itham edelim. Onlar, koskoca bir feodal imparatorluğun içinde bin senelik dünyaya karşı yeni kıpırdayan hareketin tecrübesiz, zayıf öncüleridir. Karşısında bütün bir hilâfet âlemi, bir İslâm dünyası, bir kapalıçarşı; tekkeleri, medreseleri, imaretleri, Cevdet Paşaları, Ahmet Vefik Paşaları, Hoca Zihni Efendileri ile bütün bir âlem varken, bir küçük sokağın kenarına ilişmiş, iğreti bir matbaası ve iki yaprak gazetesile, bütün güvendiği «dünyanın değişmesi» olan sokaktan yetişme iki Bâbıâli genci daha ne yapabilirdi!
Biz hâlâ Nâmık Kemalleri, Ziya Paşaları fikirlerine ihanet etmek, devletten memuriyet kabul etmekle lekeliydim. Hâlâ onları ahlâk zaafı ile, cehaletle, kuvvetsizlikle itham edelim. Onlar, koskoca bir feodal imparatorluğun içinde bin senelik dünyaya karşı yeni kıpırdayan hareketin tecrübesiz, zayıf öncüleridir. Karşısında bütün bir hilâfet âlemi, bir İslâm dünyası, bir kapalıçarşı; tekkeleri, medreseleri, imaretleri, Cevdet Paşaları, Ahmet Vefik Paşaları, Hoca Zihni Efendileri ile bütün bir âlem varken, bir küçük sokağın kenarına ilişmiş, iğreti bir matbaası ve iki yaprak gazetesile, bütün güvendiği «dünyanın değişmesi» olan sokaktan yetişme iki Bâbıâli genci daha ne yapabilirdi! Luther kiliseye meydan okurken sırtım Teuton şövalyelerine vermişti, ihtilâlciler, sarayı gırtlağına kadar borca sokan zengin burjuvalara dayanıyordu. Bizde kitap hayatın kenarına dokunarak duruyor; yoksa bütün hayatın üzerinden fışkırmıyordu. Bize Avrupa kapılarını açmak istiyen kitap, bir mucize ile ayağa kalkıp dev adımlarile gitmedi. Emekleye emekleye yürüdü. Her şey, onun yürümesine mâni olurken, yine ayakta kaldı.
Reklam