Kitapkurdu

Kitapkurdu
@kalliopepoly
9/10
·62 syf.··
2021 20. kitabı
Kafka'dan okumuş olduğum üçüncü eser. Bir süredir bu kitabı merak ediyordum, sonunda okuma fırsatı buldum. Tam da beklediğim gibi harika bir kitaptı. Franz Kafka'nın anlatımını çok beğenirim, bu kitapta da hislerini, duygularını, asıl sahibine olmasa da okuyucuya çok başarılı bir şekilde iletmişti. Kafka mektubunda babasına aralarındaki ilişkiyi, gördüğü psikolojik şiddeti ve ona karşı olan duygularını anlatıyor. Bu kitapla empati kuramayan çok nadir insan vardır bence. Birçok kişinin babasıyla ilişkisi bu şekildedir. Samimi değildir, mesafeli ve serttir. Baba fiziksel şiddet göstermese de farkında olmadan psikolojik şiddet gösterir ve bu ilişki çocukta büyük bir boşluk bırakır. Kafka bütün bu psikolojik şiddete rağmen babasını heybetli, güçlü biri olarak betimliyor, kötü bir sözde etmiyor baba için. Kafka aslında sadece kendi düşüncelerine değil, okuyan bir çok okurunun düşüncelerine de ses oluyor. Kitabın mutlaka bir yerinde kendinizi, aile ilişkilerinizi, herhangi bir çocukluk anınızı görebilirsiniz. Birçok insanın sahip olduğu düşünceleri böylesine sağlam ve etkileyici cümlelerle betimlemiş olması kitabı bu kadar etkileyici kılıyor. Kitap zor bir kitap değildir, oldukça anlaşılır. Bu sebeple gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.
Babaya MektupFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201954bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·508 syf.··
2021 15. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2021 01:57
3 ay süren İnce Memed okuma serüvenimin sonuna geldim. Bu kadar uzun sürmesinin sebebi kitabın akıcı olmaması olarak algılanmasın, kitap oldukça akıcıydı. Hatta son zamanlarda okuduğum en akıcı kitaptı bile diyebilirim. Sadece bu süreçte araya başka durumlarda girdi. Sürekli kitaba odaklanamadım. Bazen başka kitaplarda okumak istedim. Çünkü Memed'in hikayesi hemen bitsin istemiyordum. Bu sebeple araya başka kitaplarda sıkıştırdım. 95 günlük okuma serüveninin ardından uzun, zorlu, fakat bir o kadar da mükemmel olan bu kitabın sonuna hem büyük bir kıvançla hem de büyük bir üzüntüyle geldim. Kıvanç duydum çünkü çok uzun bir şeyi bitirerek düzenli kitap okuma alışkanlığını yeni kazanmış biri olarak zoru başardım. Üzüntü duydum çünkü İnce Memed'in ve daha nice karakterin hikayesi son buldu. Belki bir gün yeniden kitabı en başından okurum ama aynı heyecanı alamayacağımı da biliyorum. Yaşar Kemal bu kitabı 32 yıllık gibi uzun bir sürede yazmış. ''Yaş 35, yolun yarısı eder.'' demiş Cahit Sıtkı Tarancı. Bir insan ömrünün yarısı kadar sürede yazılmış. Bu kadar uzun sürede yazılan romanı ben de sindire sindire okumak, karakterleri bilhassa İnce Memed'i iyice tanımak, olayı boylu boyunca anlayıp kitabın duygusunu tamamen yaşamak için uzun bir süreye yaydım. Fakat istenildikten sonra 2 hafta bir süreçte bile okunabilecek kadar akıcı bir kitap. Daha hızlı ve daha çok kitap okuyanlar 1 hafta kadar sürede bile okuyabilirler. Serinin en zor, en iyi kitabıydı benim için. En çok macerayı bu kitapta yaşadık, yeri geldi güldük, yeri geldi ağladık, savaştık, dağlardan, karlı yollardan kaçtık, fantastik dünyalara daldık, evliyalar, peygamberler yoldaşımız oldu. Ama sonunda bütün serüven son buldu. Kitabın cümleleri özenle seçilmiş gibiydi. Hem yöresel bir dildeydi, hem de edebiydi.
İnce MemedYaşar Kemal · Cem Yayınevi · 197574,4bin okunma
6/10
·92 syf.··
2021 14. kitabı
Fransız yazar Prosper Merimee'nin bir çingene kızı olan Carmen ile onbaşı Don Jose arasındaki aşkı anlatan uzun hikayesi. Daha önce Bizet'in bu hikayeden alıntılayarak bestelediği aynı adlı operasını izlemiştim/dinlemiştim. Opera eserini çok beğenirken kitaptan aynı etkiyi alamadım. Çevirinin etkisi miydi, anlatımda mı sorun vardı yoksa hikayeyi bildiğimden dolayı beni heyecanlandırmadığı için miydi bilmiyorum ama kitap beni pek etkisi altına alamadı. Genel olarak hikayeyi değerlendirirsek başarılı bir hikaye, ilk defa okuyan, hikayeyi ilk defa duyan biri için oldukça ilgi çekici, bazı noktalarda sinir bozabilen bir aşk-öç-büyü-yolculuk-ölüm hikayesi. Karakterler çok etkileyiciydi. Özellikle Carmen kitaptaki karakterleri olduğu gibi okuyucuyu bile etkileyecek derecede zeki ve zekasını nasıl kullanması gerektiğini bilen bir kadın. Kitapta tavırları ile beni en çok sinir eden karakter de en çok etkileyen karakter de Carmen oldu. Bazı atasözleri çok garip ve anlamsız geldi. Çingenelerin diliyle bakarsak bir anlam kazanabilir, ya da çeviri sonucu anlamsızlaşmıştır. Kitap ilk çıktığı dönemlerde Çingene kültürünü yeriyor diye bir hayli eleştiri almış. Ek olarak İspanyol kültürünü yerdiği için de kitap eleştiri almış. Günümüzde ise bu eleştirilerin sanırım pek etkisi kalmamış. Kitabın ilk sayfalarını açtığımızda bembeyaz sayfada bizi Palladas'ın üç cümlelik şu alıntısı karşılıyor: ''Her kadın zehir gibi acıdır. Yalnız iki iyi anı vardır. Biri yatakta, öbürü ölümünde.'' Bu alıntı kitabın kadınları yerdiğini düşündürüyor. Evet Carmen karakteri kitaptaki en zeki karakter olarak lanse edilmiş. Fakat bu zeka insanları kandırmaya, aldatmaya yönelik olan şeytani bir zeka. Yani kitabın baş kadın karakterini kötü olarak gösteriyorlar. Her ne kadar katil olsa da kandırıldığı için Don
CarmenProsper Mérimée · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,714 okunma