“Kalbin ahvâli yorgundur.Yorgun kalpler ki Allah’a vurgundur.”
Alıntı
Allah'a yakın kalpler ne kadar sıcak ve şefkatli ise, Allah'tan uzak kalpler de bir o kadar soğuk ve katı...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İz bırakanlar, is bırakanlar...
Her ademoğlu dünyadan gelip geçer de, kimi ardında takip edilesi iz(ler) bırakır; hoş bir sedâ, hoş bir eda, dik duruş ve güzel davranış, güzel koku ve renk gibi...kimi de kapkara "is" bırakır, kötü kokan, kazıyınca çıkmayan zift karası... Bu dünyanın en büyük ve yalın hakikati... Dünya dediğimiz bu han, herkesin konup göçtüğü, ama duvarlarında mutlaka kendinden bir parça bıraktığı muazzam bir hafıza mekânıdır. İz bırakanlar, bu kubbede hoş bir sedâ bırakmayı dert edinenlerdir. Onların gidişiyle yeryüzü eksilir belki, ama geride bıraktıkları ışık, yıllar sonra bile yollarını kaybetmiş bedbahtlara pusula olur. Bir tebessümle gönül alanlar, adaletin safında dimdik duranlar, rüzgâra karşı bile eğilmeyenler... Onlar dünyayı güzelleştiren, insanlığın mayasını taze tutanlardır. Göçüp gitseler de kokuları kalır sokaklarda; adları her anıldığında içe çekilen derin bir nefes gibi ferahlık verirler. Bir de "is" bırakanlar vardır... Geçtikleri her yeşili kurutan, bastıkları her toprağı çoraklaştıranlar. Onlar bencilliğin, hasedin ve zulmün zifiri karanlığıyla yürürler. Arkalarında bıraktıkları tek şey, temizlenmesi nesiller süren kirli bir pastır. Hatırlandıklarında sinelere bir ağırlık çöker, yüzler ekşir, ruhlar daralır. Ne acıdır ki, ömür gibi aziz bir sermayeyi, sadece etrafı karartmak için harcayıp gitmişlerdir. Tarih de, gündelik hayat da bu iki zıt kutbun canlı şahitleriyle doludur. Biri baktıkça içimizi ferahlatan ve insanlığa olan inancımızı tazeleyen bir "iz", diğeri ise hafızalardan silinmek istenen kirli bir "is"tir. Gelin, bu iki insan tipini hayatın içinden somut örneklerle karşılaştıralım: İz Bırakanlar (Aydınlatanlar): İnsanlığın ortak mirasına harç koyanlar, ömürlerini bir hakikatin veya faydanın peşinde tüketenlerdir. Onlar, sadece kendi dönemlerini değil,
Ne kesik çayır biçilir Ne de erik dalı kırlır Biçilen hayaller oldu Kırılan ise kalpler
​"Bazı akşamlar insan evine değil, çocukluğuna dönmek ister. Çünkü bilir ki orada kırılan tek şey oyuncaklardır, kalpler değil. Şimdilerde ise içimizde bir yerlerde hep o eski, yıkık dökük mahallelerin sessizliği var. Birine kırılırsın, anlatamazsın; dünyaya burulursun, kelimelerin yetmez. Kendini bir yaprak gibi hissedersin; hani dalından kopmuştur da, nereye düşeceğini bile bilmeden rüzgarın insafına kalmıştır öylece. Mutsuzluk değil bu tam olarak, hayır. Bu; elinden geleni yapmış, kalbini sonuna kadar açmış ama yine de o yarım kalmışlığın ortasında tek başına bırakılmış insanın o çok derin, o çok sessiz yorgunluğudur."
Dünya hassas kalpler için cehennemden de beter