İslam alimleri imânı tanımlarken 3 görüş ortaya atarlar. 1-İman, kâlp ile tasdiktir. 2- İman, kâlp ile tasdik dil ile ikrardır. 3- İman, kâlp ile tasdik dil ile ikrar ve ameldir. Hepimiz bazen iman hakkında,Allah'ın varlığı birliği hakkında bazı sorgulamalara gireriz, girebiliriz,düşünürüz .. bazen de zihnimizde vesveseler olabilir. imanı incelerken, imanın ne olduğunu düşünürken dikkatimi çeken ana konulardan biri de bu konu oldu. İman Kalp ile olur. Allah'a kalpten teslim olmakla olur. Bu yüzden bu tanımların temelinde kalp vardır. kalpler görmüyorsa orada iman yoktur ve problem burada başlar. Biz aklın her şeyi çözebileceğine inanıyoruz fakat dünyalık işleri çözmede akıl yararlıdır. İman için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.. Allah (cc), siz yaratılan her şeyi anlayamazsınız, der ve ben baktığımda Allah'ın, Kitabında söylediği her şeyin kainatta bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Ve evet kainatta aklın da üstünde şeylerin olduğunu görebiliyorum. Görmek, görebilmek ve görmeyi istemek gerekli. çünkü yazarın da ifade ettiği gibi "köre renk sağıra ahenk anlatılmaz." görmek isteyene, duymak isteyene anlatılır birçok şey .. Allah görenlerden eylesin. (Bu konu son zamanlarda dikkatimi çektiği için bunu dile getirmek istedim. iman konusunda (bence) -toplum olarak- eksildiğimiz için, Allah'a tevekkül konusunda, Allah'a sığınma manasında iman noktasında eksikliklerimiz olduğunu düşündüğüm için yazmak istedim.)
"Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." |Ra'd, 28
Kur'an-ı Kerim
Reklam
Küller savrulmadı. Kelimelerle yeniden can buldu..." ✍🏼 lila kalpler, mor çiçekler... 🌿 ​Uzun zamandır kalbimin en kuytu köşelerinde büyüttüğüm, kırgınlıklarımı, bekleyişlerimi ve ruhumun sessizliğini ilmek ilmek işlediğim ilk göz ağrım, ilk kitabım 'Küllerim Hâlâ Yerinde' nihayet gün yüzüne çıkıyor. 📖✨ ​Bu yolda hayalime ortak olan, kelimelerime böylesine zarif bir yuva açan ve bu muhteşem kapakla ruhumu taçlandıran sevgili yayıncım @yazaragaciyayinevi 'ne yürekten teşekkür ederim. 🤍
Duygu ve Düşünce
Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
"Bazı kalpler hep acı çeker, bazılarıysa son defa atana dek ümit ederdi. "
Alıntı
Özlemişiz Meğer… Özlemişiz bazı şeyleri… Gösterişten uzak sevgileri, hesapsız yapılan iyilikleri, kalbin dilinden daha temiz olduğu zamanları… İnsan en çok neyi özler, bilir misiniz? Karşılık beklemeden gelen samimiyeti, içtenlikle kurulan sofraları, yanında susarken bile huzur bulduğu insanları… Bir zamanlar hayat daha sade, daha hafifti. Kimse kendini anlatmak zorunda kalmazdı; çünkü insanlar oldukları gibi yaşar, göründükleri gibi davranırlardı. Şimdi ise çoğu insan olduğu gibi görünmek yerine, göründüğü gibi olmaya çalışıyor. Özlemişiz biraz da eskiyi… Kapısı kilitlenmeyen evleri, hesabı yapılmayan dostlukları, menfaat gölgesi düşmemiş ilişkileri ve insanı yormayan muhabbetleri… Ne kalabalıkları özledik ne de geçmişe takılıp kaldık. Biz, sadece içinde çıkar olmayan güzel niyetleri; sözüyle özü bir olan insanları özledik. Bir zamanlar az konuşulur, çok anlaşılırdı. Bakışlar cümlelerin yerini tutar, gönüller tercümana ihtiyaç duymazdı. Şimdi herkes konuşuyor; fakat sözler çoğaldıkça anlam azalıyor, sesler yükseldikçe kalpler birbirinden uzaklaşıyor. Özlemişiz meğer… Bir tebessümün bütün kırgınlıkları unutturduğu günleri, Bir bardak çayın dostluklara vesile olduğu akşamları, Bir selamın gönül kapılarını açtığı zamanları… Özlemişiz insanın yüzüne baktığında kalbini görebildiğin günleri… Güvenin imzadan değerli olduğu zamanları… Vefanın bir erdem değil, hayatın doğal bir parçası sayıldığı yılları… Belki de en çok; İnsanlığın makamdan, paradan ve çıkardan daha kıymetli olduğu günleri özledik. Çünkü insan, zaman geçtikçe şunu anlıyor: Hayatı güzelleştiren büyük servetler değil; temiz bir kalp, samimi bir dostluk, içten bir tebessüm ve karşılıksız bir sevgidir. Ve galiba biz, en çok da kalbi güzel insanların çoğaldığı o güzel zamanları özledik… Yaşar Fatih
Reklam
Reklam