Bir mavi özgürlük diliyorum kalplerinize, önyargıyla yaklaşmayan düşünceler, doğrularınızı tartışmayan zihinler, iyiliğiinizi test etmeyen kalpler diliyorum. Dürüstlüğünüzü kanıtlamak zorunda kalmadan anlayan gözbebekleri diliyorum size derin derin bakan. Kendine dev başkalarına Zırnık kadar olan sevgisini size vermeye korkandan korunsun kalpleriniz. Tüm yolların kendine çıktığını sanandan savursun da yoldaşınız olana ulaştırsın sizi Rüzgar. Bir gülücüğün iyileştirdiğini bilene, ağlama’nın tadına varana yanaştırsın anlar.
ONLARI SEVMEK EN KUDSİ BİR VAZİFEDİR
Allah'ın bütün âlemlere rahmet diye gönderdiği resûlü, alınlarında bir ışık hâlinde kendilerine kadar nebi nebi gelen ve kendilerinde temelleşen nûru, kendilerinden sonra da nesil nesil kıvılcımlandırmak ve kararan insanlığa saçmakta vazifeli torunlarını bu ümmete emanet etmiştir. O saadet incileri, ruh arıtıcı bulvarlar gibi mü'min gönülleri hakikat elmaslarıyla doldurmuşlardır.
Kâinatın Tacı buyuruyorlar:
"Kim Hasan Hüseyin'i severse beni sevmiş olur. Kim onların düşmanıysa benim düşmanımdır!.."
"Beni ve benimle beraber Hasan ve Hüseyin'i, babaları Ali ve anneleri Fâtıma'yı sevenler, kıyamet günü yakınlarımdır..."
Evet, her Müslümanın, her gerçek insanın ciğerine taşıması ve mezarında ciğeri çürüyünce ruhuna teslim edip tâ arşa yükseltmesi gereken bu sevgiyi kaybedenler cihanın en bedbaht insanlardır...
Şunu kat'iyetle söyleyebiliriz ki: Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve yine hiçbir şey insan kadar, alçalamaz...
Bu nâçiz eserimle muhterem mü'min kardeşlerime Allah Resûlü'nün muazzez torunlarını tanıtmaya çalıştım... Onları can-ı gönülden sevmek iman icabıdır... Karanlık dünya ufukları bu sevgiyle aydınlanacak; insanlığın hasretle beklediği yeni saadet sabahları bu sevgiyle doğacak... Kalpler bu sevgiyle...
"... bütün hatıralar birbirine sıkı sıkıya bağlı. Birini silersen, diğerine mutlaka dokunursun. Bazen geçmişin acısı bizi zorlasa da, onu aşmaya çalışırken yepyeni güzel anılar kazanabiliriz. Yani 'unutmak istediğimiz' anılar bile aslında o kadar kötü değildir belki."