• Siddhartha

    Siddhartha nedir üstad? Değişir. Ne öğrenmek istediğine göre çok anlamı vardır onun. Sırasında bir felsefe, sırasında bir aydınlanma veya öğrenme, sırasında bir yaşam biçimi, sırasında doğayı anlama, sırasında doğanın kendisi olma... Sırasında aile, sırasında dost veya sevgili...
    Siddhartha nedir üstad?
    Çok az şey vardır insanın hayatında görüp şaşırdığı, duyup inanmak istemediği, dokunup yalansamadığı, tadıp anlamlandıramadığı... Siddhartha bunlardan biridir.

    Gelelim kitabın kendisine...

    Genç bir brahmanın oğlu olarak yaşadığı baba ocağını terk edip dostu Govindayla bilinmeze, hayata ve onun gizemini çözme yoluna düşen kahramanımızın hikayesidir bu.
    Samana adı verilen derviş olmayı çare olarak görüp tanıdığı ve bildiği herşeyi gerilerinde bıralmayı göze alarak düştüğü bu çetin ve çetrefilli yolda Siddharthayı bir dizi talih ve talihsizlikler beklemektedir. Baba evinden ayrıldıktan sonra 3 yıl samanaların yanında aç bilaç dilenerek buldukları yiyeceği yiyip bulamayınca oruç tutup nefislerini körelterek yaşayan iki dost günlerden bir gün buddha adında bir ilahi adamdan söz edildiğini duyarak onun peşine düşerler... Budha'yı çok geçmeden bulurlar. Govinda Buddha'nın öğretisini ve yaşam biçimini benimseyerek onunla kalır ama Siddhartha ayrılmak zorundadır. Çünkü Buddha ona anlatıldığı gibi ağız dolduracak yetenekli ve etkileyici düşünceleri olan biri gibi görünmemiştir, Buddha ona yetersiz gelmiştir. Ve o kendi olmak, kendini bulmak için tekrar yollara düşer.
    Bir zaman sonra Siddhartha'nın yolu şehre düşer. Şehre gelince kamala isminde bir kadın tanır ve kadına aşık olur. Kadın Siddhartha'yı beğenir ama parasız işsiz bu delikanlıdan bir şey elde edemeyeceğini anlayıp onu başından savmaya çalışır. Siddhartha bunun üzerine kadından nasıl para kazanacağını öğrenir ve Kamaswami adında bir tüccarın yanında işe başlar. Kısa sürede yükselir. Kazanır çok kazanır. Kamalayı elde ederek onunla yaşamaya ve ikili ilişkilerin her türünü kadınla yaşamaya başlar. Bu sırada insanlıktan çıkmakta ve kötü, cimri, sinirli, nefrete meyilli birine dönüşür.
    Durumun farkına varınca herşeyi bırakır kaçar. Bir zamanlar onu nehrin karşısına geçiren kayıkçının yanına gider ondan iş ister ve beraber çalışmaya başlarlar. Yıllar geçer.
    Bir gün kamala ve Siddharthanın oğlu tesasüfen kayıkçıyı bulurlar. Kamalayı yılan sokar ve kadın oğluyla babasını tanıştırıp ölür. Bu andan başlayarak baba oğul arasında bir takım tartışma ve anlmaşmazlıklar baş gösterir. Genç Siddhartha babasına daha fazla dayanamaz ve onları terk eder. Siddhartha için bu yeni bir bilgeliğin kapısını açar. Bir zamanlar kendisinin babasına yaptığını oğlunun kendisine yapmasıyla yüzleşmek zorunda kalır. Oğlunun gidişini naçar kabullenir.
    Ve bir süre sonra eski dostu Govindayla yeniden karşılaşırlar ve kitabın sonu Govinda nın Siddharthayı yeni üstad'ı olarak kabul etmesiyle biter...

    Siddhartha bende karmaşık fikir ve heyecanlar oluşturdu. İşlediği konular aslında senin, onun, benim bilip de görmediğimiz veya gördüğümüz ancak artık alışkanlıktan sıradan gelen konulardı. Fakat işleyiş biçimi ve sırası insanı yeni hislere sürüklemekte başarılıydı. Örneğin tüccar Kamaswami ile geçen diyaloglar ve ona karşı tavrı zamanımızın bütün işçi ve emekçilerinin yapmak isteyip yapmadıkları veya şu yada bu nedenle yapamadıklarıdır. Kamalayla yaşanan kısa süreli yasak aşk ve oğluyla olan kuşak çatışması da bunlara örnektir. Siddhartha da dikkate değer bir nitelikte kanımca şudur; Siddhartha asla yeterli gelmeyeni kabule yanaşmaz. Başka bir deyişle kendini nasıl görmek isterse onun peşine düşer. Bu yerine göre ailesini geride bırakmayı gerektirir, yerine göre dostunu, yerine göre aşık olduğu kadını ve varlığını...
    Burada aslında gizli bir toplumsal mesaj vardır. Buna göre duygularının peşine düşme gücü olanlar derhal harekete geçmeli ve kendini nereye ait hissediyorsa oraya gidebilmeli orada kalmalıdır. Kitap bu yönüyle amerikan ve batı kültürüne yaklaşmıştır. Ama genel izlenimim doğu ile batının sentezi şeklindedir...
    Kısaca kitapta herkese göre bir şeyler var. Yeterki onu görebilecek gözlerimiz olsun...

    Kesinlikle Okunmalı...

    Vesselam.
  • Uzun zamandır okumaya niyetlendiğim Nobel Ödüllü yazar Hermann Hesse'nin Siddhartha romanı, kitaba adını veren karakterin gençliğinden yaşlılığına kadar, macera, tecrübe ve hayat öğretileri ile geçen yaşam serüvenini anlatıyor. Maceracı, keşifçi ve yaşamın anlamlarına dair merak içerisinde bilgi ve deneyim ile yanıp tutuşan Siddhartha'nın yanısıra, kitaptaki kahramanlar ebedi dostu Govinda, sevdiği kadın Kamala, kayıkçı Vasudeva ve tüccar Kamaswami, Buddha felsefesinin lideri Gotama ile yaşadığı diyaloglarla akıcı bir şekilde ilerleyen ve bir günde bitirebileceğiniz, sizi düşündürecek veya birşeyleri hatırlatabilecek olan keyifli bir roman.
  • Siddhartha bir ara şöyle dedi Kamala'ya ''Sen de benim gibisin,insanların büyük çoğunluğundan farklısın.Kamala'sın sen,yalnızca Kamala;içinde dingin bir yer,sığınılacak bir yer var,ne zaman istersen benim gibi oraya çekilebilir,kendini kendi evinde hissedebilirsin.Pek az insanda vardır bu,oysa herkes buna sahip olabilir.''
    ''Bütün insanlar akıllı değil'' diye cevapladı Kamala.
    ''Hayır''dedi Siddhartha,''akıllılıkla ilgisi yok bunun.Örneğin Kamaswami de benim kadar akıllı,ama böyle bir sığınak yok içinde.Oysa bazı insanların küçük çocuklarınki kadardır aklı,öyleyken böyle bir sığınak vardır kendilerinde.İnsanların büyük çoğunluğu Kamala,düşen bir yaprak gibidir,kapılıp gider rüzgarların önüne,havada süzülür,dönüp durur,sağa sola yalpalar vurarak iner yere.Pek az kişi de vardır,yıldızlara benzer,belli bir yörüngede ilerler durur,hiçbir rüzgar varamaz onların yanlarına,kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.''
  • Wowww! Muhteşemdi. Ben bu genç yetişkin romanlarını, arkadaşlarımın deyimiyle ''concon kitaplarını'' çok seviyorum. Bu da süperdi. Ön kapakta kitap için, ''her bir kelimesi büyüyle yaratılmış'' yazıyor ve kelimesi kelimesine doğru. Kitaptaki betimlemeler bile büyülüydü.

    Kitap, yıldız haritasında kaderinin ölümlerle iç içe geçeceği, lanetli sanılan Maya'nın yaşadıklarını anlatıyor. Maya, sahip olduğu lanetinin gölgesi altında özgür bir hayat yaşayacağını, kimsenin onunla evlenmek istemeyeceğini düşünürken bir anda kendini Akaran'ın Kraliçesi olarak bulur. Eşi Amar ve krallığı sırlarla doludur. Tabi bunlar ağzı açık bırakan cinsten olaylar ve bu yüzden yazıp spoiler vermek istemiyorum.

    Kitap, Hint kültürü çevresinde yazılmış ve Hint kültürü
    hakkında bilgiler veriyor. Epeyce fantastik ve bolca değişik değişik canlılar var. Kitabın başında ufak bir sözlük bölümü var ama aşırı yetersiz kalmış. Kitabın içi sürüyle bilinmeyen kelime ve canlıyla doluydu. Yine de muhteşemdi. Sadece Maya'ya bazen sinir oldum. Bu arada en sevdiğim karakter bir attı, Kamala. Kamala'ya bayıldım, arada yaptığı esprilere çok güldüm ve Maya'dan daha bilge geldi bana. :)

    Sonuç olarak aşırı fantastik kitapları seviyorsanız bayılacaksınız. İlk başları biraz sıkıcı gibi ama kesinlikle okuduğuma değdi. Fantastik sever arkadaşlar kaçırmayın, okuyun. ^_^
  • Siddharta bir ara şöyle dedi Kamala'ya. "Sen de benim gibisin, insanların büyük çoğunluğundan farklısın. Kamala'sın sen, yalnızca Kamala, içinde sığınılacak bir yer var, ne zaman istersen benim gibi oraya çekilebilir, kendini kendi evinde hissedebilirsin. Pek az insanda vardır bu, oysa herkes buna sahip olabilir."
  • İnsanların büyük çoğunluğu Kamala, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgârın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, yörüngede ilerler durur, rüzgâr varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.
    Hermann Hesse
    Sayfa 77 - Can Yayınları, Çeviri:Kâmuran Şipal