Didem Madak, Ah’lar Ağacı şiirinde
şöyle demişti:
“ İç ses,
Bu bahsi kapa!”
Biz biliyoruz ki iç sesimize ne kadar
söylensek de o bahisler hiç kapanmıyor.
Kısık sesle dinletmeye çalışıyor kendini.
Bu sesler çoğu zaman
pişmanlıklarımızı, hayal
kırıklıklarımızı, hatalarımızı,
keşkelerimizi, hüzünlerimizi
hatırlatıyor nadiren de iyi ki’lerimizi…
Bu iç sesler sadece ses olarak kalmıyor
adeta bizimle yaşayan, attığımız her
adımda bizimle gelen hastalıklara
dönüşüyor; bazen narsisizme, bazen
depresyona, bazen ağrılara… Bize ne
yapacağımızı söyleyen, bir şeyi sürekli
düşünmemizi emreden, hayatımızı
yaşanmaz hale getiren bir şeye
dönüşüyor.
Çeşitli ülke halklarına filler konusundaki yaklaşımları sorulmuş ve ortaya milletlerin psikolojisini yansıtan şöyle enteresan bir tablo çıkmış.
Fransızlar: Fillerde cinsel yaşam
Çinliler: Fil pişirmenin yüz farklı yolu
Etiyopyalılar: Bir fille bin kişi nasıl doyar?
İngilizler: Safaride fil avlama teknikleri
Almanlar: Fillerin Alman dil ve kültürüne etkileri
İranlılar: Fillere nasıl şiir okutulur?
Amerikalılar: Daha büyük ve görkemli fil nasıl yetiştirilir?
Japonlar: Daha küçük ve daha ucuz fil nasıl yetiştirilir?
İsrailliler: Filler en pahalı ve en kârlı nasıl satılır?
Brezilyalılar: Fillerle karnavalda samba yapma metotları
Türkler: Ne olacak bu fillerin hali?