Merve

"Rıfk/yumuşak davranmak bir şeyde bulunursa, mutlaka onu süsler ve güzelleştirir. Bir şeyden de çekilip alınırsa, mutlaka onu lekeler ve çirkinleştirir."
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Rabbimiz şöyle müjdeler: "Salah ve takva üzere olanlara ne korku vardır ne de hüzün..." (Araf 7/35)
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Din
Bizler gerçekten diğer kişilerin karakter özelliklerini kendimizinkinden daha iyi gözlemleriz.
Phelanov, ilkel kabilelerin av hukukundan örnekler veriyordu. Ok ve yayla avlandıkları dönemde büyük bir av hayvanına birden fazla ok isabet etmişse, kalbe en yakın oku atmış olan kişi en büyük parçayı alıyordu. Bütün kabilelerin okları işaretliydi ve kimin kalbe en yakın oku attığını belirlemek kolaydı. Daha sonra ok ve yayın yerini tüfek aldığında bütün bölüşme hukuku değişmişti. Çünkü kurşunlara işaret konulamıyordu.
Sayfa 107·Kitabı okuyor
İlk okuduğum bölüm kader kavramıyla ilgiliydi. "Eğer insanların kaderi alnına yazılmışsa, uğraşmasına ne gerek var?" sorusu soruluyordu. O zaman insanların işlediği günahın da, sevabın da sorumluluğu Allah'a ait değil miydi? Bu soru beni müthiş ilgilendirmişti. Çünkü hem varoluşçuluk felsefesinin temel sorusuydu, hem de Balzac aynı soruyu öğretmenine sormuştu. Alimin yorumu ve cevabı ilginçti: Ay tutulmasını örnek gösteriyordu; insanlar Ay'ın hangi tarih ve saatte tutulacağını bilirdi ama bu bilgi, insanların Ay tutulmasına neden olduğu anlamına gelmezdi. Ay, kendi kuralları ve tabi olduğu disiplin gereğince tutulurdu, biz sadece bunu önceden bilirdik. Kader de aynı biçimdeydi. İnsanın kaderi kendi davranışına bağlıydı. Ne var ki bu Tanrı katında önceden bilinirdi. Alın yazısı denilen şey buydu.
Sayfa 105·Kitabı okuyor