Ezgi

Ben gençken, büyük bir üniversitenin kampüsünde kadınlara tecavüz edilirdi, üniversite yetkilileri de tepkilerini kadın öğrencilere hava karardıktan sonra yalnız dışarı çıkmamalarını, hatta hiç çıkmamalarını söyleyerek ortaya koyarlardı. Evine dön. (Kadınlar için, içine kapatıldıkları bir mekân daima onları sarıp sarmalamak üzere hazır bekler.) Bazı muzip arkadaşlar duruma çare olacak başka bir öneriyi duyuran afişler astılar panolara; hava karardıktan sonra bütün erkekler kampüsü terk etmeliydi. Bu da en az diğeri kadar mantıklı bir çözümdü, ama erkekler sırf bir adam şiddete başvuruyor diye ortadan kaybolmalarının, hareket ve ka tılım özgürlüklerinin ellerinden alınmasının talep ediliyor olmasına inanamıyorlardı. Kirli savaşta insanların yok edilmesinin suç olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Peki ya milyonlarca yıldır ka-dınların kamusal alanlardan, soy ağaçlarından silinip yok edilmesine ne demeli? Kadının hukuki olarak kendini savunma ve yaşam hakkının elinden alınması da suç değil mi? İtalyan oyuncu Serena Dandino ve arkadaşlarının hazırladığı Ferite a Morte [Ölümcül Yaralı] projesinde,"femicide" adını verdikleri spesifik cinayetlerde erkekler tarafından öldürülen kadınların sayısının yılda 66 bin civarında olduğu saptanmış. Bu kadınların çoğu sevgilileri, kocaları veya eski eşleri tarafından en ağır kontrol etme yöntemleri olan yok etme, susturma ve ortadan kaldırma amacıyla öldürülüyorlar. Çoğunlukla bu tür ölümlerin öncesinde de on yıllar boyunca süren tehdit ve şiddet evin içinde her gün kadınları susturuyor ve yok ediyor. Bazıları yavaş yavaş ölürken bazı kadınlar bir anda yok oluyor. Bazılarıysa tekrar gün yüzüne çıkıyor ve her biri kendisini yok etmeyi hedefleyen güçlerle mücadele ediyor. Kendi hikâyesini onun adına anlatmak isteyen, ya da hikâyeden,
İnsan ve Hayat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bilgiçlik taslayan adamlarla savaşmak pek çok kadını ezip geçti; benim kuşağımın kadınlarını, çok ihtiyacımız olan gelecek kuşağın kadınlarını, benden önce yaşamış olan ve laboratuvara, ya da kütüphaneye, ya da sohbete, ya da devrime, hatta insan kategorisine girmesine izin verilmeyen sayısız kadını... Kibirin savaşla bir ilgisi olabilir, ama bu sendrom neredeyse her kadının her gün karşısına çıkan bir savaş, aynı zamanda kadının kendi içindeki bir savaş, kendisini fazlalık hissettiren, sessiz kalmaya davet eden bir düşünce.
İnsan ve Hayat
Kadınlar da işlerine şiddet uygulayabiliyor, ama son zamanlarda yapılan araştırmalar, bu vakaların bırakın ölümle sonuçlanmayı, ciddi bir yaralanmaya bile yol açmadığını gösteriyor, öte yandan kadınlar çoğunlukla kendilerini savunmak için eşlerini öldürüyor. Yakınlarından gördükleri şiddet, pek çok kadını hastanelik ediyor veya mezara gönderiyor. Buradaki mesele, kadınlara yönelik evrensel şiddet salgını, hem yakınlarının hem de yabancıların şiddeti.
İnsan ve Hayat
Bir erkek kadına hem arzulayarak hem de bu arzunun tersleneceğini dair öfke kusan bir beklenti ile yaklaşır. Öfke ve arzu aynı potadadır, öylesine iç içe geçmişlerdir ki sonuç eros'u thanos'a, sevgiyi ölüme çevirme tehdidini de beraberinde getirir, bazen kelimenin tam anlamıyla. Şiddet ve kontrol mekanizması. İşte bu yüzden pek çok kadını ayrılmak istediğinde eşleri tarafından öldürülüyor. Bu ülke ve yeryüzünün her köşesi kadınlara karşı şiddet ve tecavüz vakalarıyla dolu. Şiddetin bir ırkı, sınıfı, dini ya da milliyeti yok. Şiddetin bir cinsiyeti var.
İnsan ve Hayat
Eşlerden gelen şiddet aynı zamanda Amerika Birleşik devletleri'nde hamile kadın ölümlerinin birinci sebebi. Yaşları 15 ile 44 arasında değişen kadınların ölüm veya sakatlanma sebepleri karşılaştırıldığında kanser, sıtma, savaş ve trafik kazalarına bağlı ölümlerin tümünün toplamından daha fazla sayıda kadının, erkek şiddeti nedeniyle öldüğü görülüyor.
İnsan ve Hayat