Erkeklikle ilgili sorun ne? Mesele erkek olmaya dair kafamızda yarattıklarımızla ilgili. Neyin alkışlanıp neyin teşvik edildiğini, şiddetin oğlan çocuklarına nasıl miras bırakıldığını düşünmeliyiz. Etrafımızda sevilmeye layık, olağanüstü erkekler de var. Kadınlara hedef alan bu savaşta olup bitenleri anlayan, bu sorunu kendi sorunları olarak gören, bizi savunup hem internette hem de Yeni Delhi'den San Francisco'ya kadar yapılan bütün gösteri yürüyüşlerinde omuz omuza bizimle birlikte yürüyen erkeklerin varlığı insana cesaret veriyor.
Sayıları gittikçe artan pek çok erkek, artık bizim sağlam müttefiklerimiz, bazıları eskiden beri yanımızda çünkü ne empati ne merhamet ne de nezaket, tek bir cinsiyetin tekelinde. Son yıllarda ev içinde yaşanan şiddet olaylarının sayısında, rakamlar hala çok yüksek olsa da, göze çarpan bir düşüş var. Bugün pek çok erkek, iktidar ve erkeklikten kaynaklanan sorunlara yönelik yeni fikir ve idealler geliştirmek üzere yanı başımızdalar.
Eşcinsel erkekler neredeyse 40 yıldır benim için iyi bir müttefik oldular. Geleneksel erkeklik anlayışını tekrar tanımlayarak arada bir bu dar kalıba kafa tuttular. Kadın özgürlüğü nedense, erkeklerin elindeki ayrıcalıkları ve iktidarı sinsice ele geçirmek isteyen bir hareket gibi algılanıyor; sanki bir tarafını kaybetmeye mahkum olduğu, taraflardan sadece birinin özgür ve güçlü çıkabileceği bir savaş var ortada. Oysa birlikte özgürleşir ya da birlikte köleleşiriz. Kazanmayı, karşısındakine diz çöktürmeyi, ceza vermeyi ve üstünlüğünü sürdürmeyi planlayan bir zihniyet, özgürlükten çok uzaktır. Bu hedefin peşini bırakmak insana özgürleştirecektir.