Öyleyse oraya gidin ve içinizdeki tüm kuşkuları dağıtın, dedi. Ya o dünyada kalın ya da manastıra geri dönün. Olmayı düşlediğiniz yerde tüm benliğinizle olmanız gerekiyor. Bölünmüş bir krallık, düşmanların saldırısına karşı koyamaz. Kafasının içi bölünmüş bir insan, yaşamın yükünü gerektiği gibi kaldıramaz.
Tanrılar zarları atar ve bunu yaparken bize, oynamak isteyip istemediğimizi sormazlar. Bir insanı, bir yuvayı, bir işi, bir mesleği, bir düşü terk etmiş olmanızla ilgilenmezler. Sizin her şeyin yerli yerinde olduğu bir yaşamınız olması, her arzunun çalışmakla ve direngenlikle gerçekleştirilebileceği umurunda değildir Tanrıların. Tanrılar, bizim ne tasarılarımızdan, ne de umutlarımızdan kaygı duyar; evrene zarları atarlar ve bu, rastlantı sonucu size rastlar. O andan başlayarak, kazanmak ya da kaybetmek bir şans işidir.
Bu ani zenginliğin kaynağını sorduklarında, onlara, son günlere kadar "Öteki"ni yaşadığını söyler.
" İyi de, kim bu Öteki?" diye sorarlar adama.
Öteki, bana olmayı öğrettikleri ama ben olmayan kişidir, der. İnsanların, yaşlandıklarında açlıktan ölmek istemiyorlarsa, yaşamları boyunca nasıl para kazanmaları gerektiğini düşünmek zorunda olduklarına inanır. Ne kadar çok düşünürlerse, o kadar çok plan yaparlar; yaşayan birer varlık olduklarını da, vadeleri dolmak üzereyken anlarlar ancak. O zaman da artık iş işten geçmiştir.
Bu ani zenginliğin kaynağını sorduklarında, onlara, son günlere kadar "Öteki"ni yaşadığını söyler.
" İyi de, kim bu Öteki?" diye sorarlar adama.
Öteki, bana olmayı öğrettikleri ama ben olmayan kişidir, der. İnsanların, yaşlandıklarında açlıktan ölmek istemiyorlarsa, yaşamları boyunca nasıl para kazanmaları gerektiğini düşünmek zorunda olduklarına inanır. Ne kadar çok düşünürlerse, o kadar çok plan yaparlar; yaşayan birer varlık olduklarını da, vadeleri dolmak üzereyken anlarlar ancak. O zaman da artık iş işten geçmiştir.