Ezgi

"Tanrının işine akıl ermez" nakaratından bıktım usandım, diye karşılık verdi kabil, tanrı böyle sürekli şaşırtıcı, böyle hep korkutucu olacağı yerde billur gibi saydam ve tertemiz olmalıydı, velhasıl tanrı bizi sevmiyor, Sana hayat veren oydu, Bana anam ve babam hayat verdiler, teni tenle birleştirdiler ve ben doğdum, bu eylem sırasında tanrı ora da değildi, Tanrı her yerdedir, Özellikle de öldürme emri verdiğinde, sodom'da kavrularak ölen çocuklardan yalnızca bir tanesi bile onun bir daha bağışlanamayacak şekilde mahkûm olmasına yeter, ama tanrı için adalet içi boş bir kelime, şimdi de bir bahis uğruna eyüp'e acı çektirecek ve hiç kimse ondan hesap sormayacak, Dikkat et, kabil, çok fazla konuşuyorsun, efendi seni duyacak ve er ya da geç seni cezalandıracak, Efendi duymaz, efendi sağırdır, her taraftaki insanlar ona yakarıyorlar, yoksul, bahtsız talihsiz, hepsi dünyanın onlardan esirgediği çareler için yalvarıyor, ve efendi onlara sırt çeviriyor, ibranilerle ittifak yapmakla işe başladı, şimdi de şeytan'la bir antlaşma yapıyor, bunun için bir tanrımızın olmasına değmez.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Ezgi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·139 syf.·
2025 6. kitabı
José Saramago
7.3/10 · 14,3bin okunma
İshak sordu, Baba, ben sana ne kötülük ettim ki beni öldürmek istedin, ben ki senin biricik evlâdınım, bana kötülük etmedin, ishak, öyleyse sanki kurbanlık bir kuzuymuşum gibi neden benim gırtlağımı kesmek istedin, diye sordu çocuk, eğer o adam ortaya çıkıp senin kolunu tutmasaydı, efendi ondan razı olsun, şimdi eve bir ceset götürüyor olacaktın, fikir efendi'den çıktı, kanıt istiyordu, neyin kanıtını, imanımın kanıtını, itaatkârlığımın kanıtını, peki bu ne biçim bir efendi ki bir babaya öz evladını öldürmesini emrediyor? Sen o emre itaat etmeseydin ne olacaktı, diye sordu ishak, Efendi'nin âdeti kendisine kusurda bulunanın başına bir felaket ya da hastalık getirmektir, öyleyse bu efendi kindar.
Bir demet odun taşıyan bu çocuğun babası olan ibrahim'e efendi dedi ki: "Çok sevdiğin biricik oğlun ishak'ı yanına al, moriya bölgesine git, sana göstereceğim tepelerden birinin üstünde onu bana kurban et." Okur yanlış okumadı, efendi ibrahim'e öz oğlunu kurban etmesini buyurdu, bunu son derece sıradan bir şey gibi söyledi, hani sanki birisi susadığında bir bardak su ister gibi, bunun efendi'nin içinde kökleşmiş bir âdet olduğu anlamına geliyor bu. İşin mantıklısı, doğal olanı, en basit şekliyle insancıl olanı, ibrahim'in efendiyi başından defedip cehennemin dibine yollaması olurdu, ama öyle olmadı.
ama bildiğim bir şey var, evet bir şeyi öğrenmiş bulunuyorum, neyi, göklerin ve yeryüzünün yaratıcısı olan tanrımızın bir zırdeli olduğunu, efendimiz tanrının deli olduğunu söylemeye nasıl cüret edersin, Çünkü ancak yaptıklarının bilincinde olmayan bir deli yüz binlerce kişinin ölümünden doğrudan sorumlu olduğunu kabul eder ve sonra da sanki hiçbir şey olmamış gibi davranabilir, eğer sonuçta istemsiz ve gerçek bir delilik değilse en saf, en basit şekliyle kötülüktür bu. Tanrı asla kötü olamaz, yoksa tanrı olmaz, kötülükler için zaten şeytan var, iyi olmayan biri varsa o da sırf imanını sınamak için bir babaya öz oğlunu öldürüp ateşte yakması emrini veren bir tanrıdır, iblislerin en kötüsü bile böyle bir emir vermez.