Ferdi Bişkin

Ferdi Bişkin
@kantitatif
Tesadüf yoktur.
Anlatıcı
Doktora
Konya
15 kütüphaneci puanı
1000 okur puanı
Mayıs 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Sonra", "Aşktan Önce" kitabının devamı. Dolayısıyla, iki kitabı arka arkaya okumam gerektiğini düşündüm. Öyle de yapılmalıymış. Bu kitapta, aşkın izleri bedenden silinirken yaşadıklarımız ve bu süreçte başımıza gelebilecek olaylar konu edilmiş. Gündelik deneyimler (ilişkide yabancılaşma ve mesafe, duygusal tükenme gibi) bilimsel bir çerçeveye yerleştirilmeye çalışılmış. Bu deneyimler, okura tanıdık gelebilir: bir zamanlar yoğun duygular uyandıran partnerin giderek sıradanlaşması, temasın azalması, birlikte yaşanan ama duygusal olarak kopuk ilişkiler. Kitap bu noktada, “romantizmin çözülmesi” temasını işliyor. Kitap, modern ilişkilerde sık görülen “duygu tüketimi” fikrinin doğal olduğunu savunuyor. 12 başlıkta incelenen aşktan sonraki meseleler, aşk acısı çekenlere "yaşadığınız acı normal ve geçecek" diyor. Bu kitapta da önceki kitaptaki gibi bir "içindekiler" bölümü yok. Okur, "Neden?" diye soruyor. Kitap cevap vermiyor. Sokrates'in haklı olduğu bir konu daha.
Aşktan SonraSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026149 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Önce”, sinirbilim temelli ilişki anlatısını popüler bir dille kurduğu, “aşkın romantik bir kader değil, biyolojik bir süreç olduğu” fikrine dayanan bir kitap. Neden âşık oluyoruz ve âşık olurken bedenimizde neler oluyor da kendimizi kaybediyoruz? gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitabın en belirgin iddiası, aşkın, sanıldığı gibi “kişisel bir mucize” değil, beynin belirli kimyasal ve sinirsel mekanizmalarının ürettiği güçlü bir algı durumu olduğu. Metnin bazı bölümlerindeki yoğun metaforik dil; örneğin, karşılaşma anında “beyne fırlayan fotonlar”, “eksiklik hissi”, “iki kişilik bir bedende tek kalma” gibi ifadeler aslında bir tür bilimsel romantizm kuruyor. Yazarlar, özellikle aşkın başlangıç evresini (arzu, çekim, bağlanma) biyolojik bir çerçeveye yerleştirerek okura, “Yaşadığın şey gizemli değil, anlaşılabilir.” düşüncesini yerleştiriyor. Bununla birlikte, aşkı yalnızca nörokimyasal süreçlere indirgemek, deneyimin biricikliğinin değerini düşürüyor. Yani “Neden bu kişi?” sorusu biyolojiyle kısmen açıklansa bile anlam düzeyi tamamen ortadan kalkmıyor. Kitap bu anlam katmanını zaman zaman arka plana itiyor. Bu da metni bilimsel açıklama ile duygusal deneyim arasında bırakıyor. Eser, karmaşık bir alanı (aşk + beyin) sadeleştirerek okunabilir bir anlatıya dönüştürmüş. Özellikle, “Neden aynı ilişki döngülerini tekrar ediyoruz?” sorusuna bilimsel bir açıklama arayanlar için işlevsel bir giriş metni. Kitapta beni rahatsız eden şeylerden biri, araştırmalara "güzel" denmesi oldu. "Güzel araştırma" ne demek? Açıklayıcı mı, aydınlatıcı mı, yenilikçi mi, devrimci mi? "Çirkin araştırma" da olur mu? Kelimeler...
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026256 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
Kitap, popüler bilim ile toplumsal cinsiyet tartışmalarını aynı potada birleştirmeye çalışan bir metin. Kitabın temel iddiası, kadın-erkek farklılıklarını biyoloji, evrimsel psikoloji ve sinirbilim ekseninde anlamlandırarak gündelik tartışmalara daha “bilim temelli” bir çerçeve kazandırmak. Soru-cevap formunda 15 soruya cevap verilmiş. Canan, cevaplarında “tamamen kültürel” ya da “tamamen biyolojik” gibi tek açıklamalı yaklaşımlara mesafeli duruyor. Genel olarak kitap, cinsiyet ve cinsellik üzerine kesin cevaplar arayan bir metin değil, daha çok, mevcut cevaplara şüpheyle bakmayı teşvik ediyor. Bazı cevaplar bana tatmin edici gelmedi. Bazı sorularda daha direkt cevaplar verilebilirmiş gibi geldi. Gerçi kitabın amacı bir hüküm vermek değil. Bu tür soru-cevap formatlı popüler bilim kitapları, akademi ile geniş okur kitlesi arasındaki boşluğu doldurma işlevi görüyor fakat "bilimsel kesinlik” algısını da zaman zaman bulanıklaştırabiliyor. Sağlıklı yaklaşım, eseri “kesin bilgi kaynağı” değil, bir düşünme başlatıcı olarak ele almak olur.
Soru Yorum 1: Kadınlar, Erkekler, Cinslikler ve Cinsellikler…Sinan Canan · Tuti Kitap · 2023232 okunma
9/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
Sinemayı sevdiğim kadar onunla ilgili kitapları okumayı da seviyorum ama her zaman iyi bir kitaba rastlamak mümkün olmuyor. Cündioğlu'nun kitabı iyi bir kitap. Kitabında yer verdiği filmleri ve bunlarla ilgili felsefi düşüncelerini okuyunca, hangi film sinemadır hangisi değildir tereddüt ettim. Varlığından haberdar olmadığım filmlerle karşılaştım. Merak ettiklerimi buldum ve izlemeye başladım. Bunların sayısı da 24 oldu. Kitap daha en başında, özsözüyle etkiledi. Önzösün sonundaki, "Bu önsöz Ingmar Bergman'ın Nattvardsgästerna (1963) adlı filminin yorumundan ibarettir." cümlesi bile beni üç filmlik bir yolculuğa çıkardı. Kitapta neler var? Tek bir sistematik kitap gibi değil, daha çok, dağınık ama tematik olarak birbirine bağlanan denemeler bütünü gibi. Sinemayı açıklamaktan çok, sinema ve yazarın felsefi düşünme biçimi arasındaki etkileşimden bahsediyor. Cündioğlu teknik film analizinden çok, “bakış” meselesine odaklanmış. Yani kamera, plan, kurgu gibi unsurlar ikinci planda kalıyor; asıl mesele, sinema aracılığıyla insanın dünyayı nasıl gördüğü ve gördüğünü nasıl anlamlandırdığı. Cündioğlu; sinemayı gündelik bir eğlence alanı olarak değil, ontolojik bir problem olarak ele alıyor. Sinema örneklerini analiz etmekten ziyade, düşünsel bir sıçrama noktası olarak kullanıyor. Düşünsel arka planda ise Heideggerci varlık sorusu, İslami metafizik referanslar ve klasik felsefe tartışmalarının izleri var. Konu başlıkları da ilgi çekici. Bunlarla birlikte, ne yazık ki, kitap bir "okur dostu" değil. Bazı filmlerin İngilizce veya Türkçe isimleri verilmemiş. Bunları kitap üzerinde not almak zorunda kaldım. Kitap sonunda bir liste yapılabilirmiş. Başka bir özellik de Cündioğlu'nun yazım dili. Evet, birkaç dili, kelimelerinin etimolojisi hakkında bilgi verecek kadar iyi biliyorsundur
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
8/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
Resim, sadece bakılan bir nesne değil, çözülmesi gereken bir görsel düşünme biçimidir. Venturi, bu kitap sayesinde izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkarıp aktif bir “okur” haline getirmeye çalışıyor. Bir tabloyu anlamak için önce onun neyi temsil ettiğinden çok, nasıl kurulduğuna bakmak gerekir. Kompozisyon, çizgi, renk, ışık, boşluk ilişkisi gibi unsurlar Venturi’ye göre resmin gerçek anlamını belirler. Bu yüzden kitabın tonu sık sık neredeyse teknik bir farkındalık eğitimi tonunda. Venturi’nin yaklaşımı özellikle modern sanatın anlaşılmasında bir temel oluşturuyor. Çünkü modern resimde “ne anlatıldığı” çoğu zaman belirsizdir, geriye “nasıl kurulduğu” kalır. Kitap, özellikle resimle yeni temas kuran biri için ortada bir metin. Bana zaman zaman basit, tekrarlı ve çelişkili geldi. Başka okurlara muhteşem bir kitap olduğunu hissettirebilir. Kitabın okura kazandırdığı beceri, bir tabloya bakıp “güzel mi?” sorusundan önce “nasıl kurulmuş?” sorusunu sormayı öğretmesi. Kısacası Venturi’nin kitabı, bir görme eğitimi metni gibi çalışıyor. Resme bakmanın otomatikliği yerine, düşünmeye zorluyor. Örneklediği resimlerin renkli numunelerinin bulunduğu kitap, bazı resimlerin bahsedildiği yerden sayfalar sonra verilmesi nedeniyle okuru yoruyor da. Birkaç parmağınızın kitabın farklı sayfaları arasında olduğu durumu hatırlayın :)
Resme Nasıl Bakılır?Lionello Venturi · Hayalperest Yayınevi · 080 okunma