Sinema ve Felsefe

Dücane Cündioğlu
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 52 dk.
Sayfa Sayısı:
207
Basım Tarihi:
2012
Yayınevi:
Kapı Yayınları
ISBN:
9786054683598
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2022 01:41
Hacim olarak ufak, ama içerik olarak çok zengin bir kitap. Bana biraz düzensiz geldi. Sohbet tadında, ama birazdan hangi konuya geçecek, neden bahsedecek öngörülmüyor. Biraz kendisini akıntıya bırakarak yazmış, kuru bir akademik çalışmadan çok uzak bir yazı stili olsa da, kitapta tutunabileceğim ana sütunların yokluğunu hissettim. Herşeye rağmen okunası bir kitap, bilhassa sinamaya meraklı okurlar için. İyi ya da kötü olarak eleştiriye tabi tuttuğu veya değinip geçtiği filmlerin listesini çıkardım okurken. Hocanın sinemaya olan geniş vukufiyeti beni etkilemedi değil. Filimleri neye göre sıralayacağımı kestiremediğim için, çünkü kitap hakikaten daldan dala zıplıyor, filmleri senelerin göre sıraladım. Havagazı Netflix'in "bu hafta şu filmler revaçta" listesini her gördüğünüzde benim gibi gözleri kanayan arkadaşlar için değerli bir iş çıkardım sanırım. Alkışa gerek yok, ölünce arkamdan iyi adamdı deyin yeter... :) Iyi okumalar... Das Cabinet des Dr. Caligari (1919) L'Inhumaine (1924) Im Westen nichts Neues (1929) Un Chien Andalou (1929) La béte humaine (1938) The Great Dictator (1940) The Moon and Sixpence (1942) The Picture of Dorian Grey (1945) Guernica (1950) belgesel Raşomon (1950) Hakuchi (1951) Moulin Rouge (1952) Lust for Live (1956) Le Mystére Picasso (1956) belgesel 12 Angry Man (1957) Mein Onkel (1958) Montparnasse 19 (1958) The Naked Maja (1958) Noz w wodzie (1961) Letztes Jahr in Marienbad (1961) Le Proces (1961) Boccacio (1961) İl gattopardo (1963) Lady in a Cage (1964)
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
10/10
·207 syf.··
2017 114. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2017 19:31
Sinemayı, hakikati, kendinizi sorgulayacağınız güzel ve ağır bir kitap. Dili biraz ağır insanı bazen yoruyor ama bazı pasajlar kafanıza balyoz gibi indiği için okumayı bırakamıyorsunuz. Felsefeye, sinemaya merakı olan herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.
Felsefe
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
SİNEMA VE FELSEFE / Dücane Cündioğlu (2012)
8/10
·207 syf.··
2021 127. kitabı
Sinemayı çok seven bir okur olarak elime ilk kez sinema temalı bir kitap aldım. Açıkçası daha çok toplumsal gerçekçi eserleri seven biri olarak gerek edebiyat eserlerinin gerekse sinema yapıtlarının daha çok bu boyutuyla ilgilenirim. Ama şurası bir gerçek ki gün geçtikçe felsefecilerin sinemaya ilgi duyması ve yönetmenlerin felsefeye yönelmesiyle filmler yeni bir derinlik kazandı. Dücane Hoca söyleşilerini takip ettiğim bir felsefeci. Ara ara konuşmalarında filmlerden örnek verir ve bazen de tavsiye eder. Bu kitabında birçok filmi, kitabı, tabloyu, belgeseli ve bunların üreticilerini bir araya getirip onlar üzerine kendi çözümlemelerini ortaya koymuş. Daha çok bir deneme kitabı. Bunu yaparken dilden ve özellikle etimolojiden bolca istifade etmiş. Biliyorsunuz film yapımcıları/yönetmenleri sinemanın icadından bu yana elit bir grup insan olarak toplumda yerini alır. Genelde iyi eğitimli olan bu sanat insanlarının filmleri türlü türlü anlamlarla ve imgelerle yüklüdür. Bence bu en bayağı, saçma ve korkunç filmler için bile geçerli. Bu kitap boyunca sanatçıda olması gereken felsefi birikimin izlerini ve sonuçlarını gözlemlemek mümkün. Tarkovski, Kubrick, Çağan Irmak gibi onlarca sinema erbabının filmlerinden örnekler var. Tahmin ediyorum, kitaba dönük en büyük eleştiri yazarın hemen hemen tüm konuları dine ve tasavvufa bağlamış olması olacaktır. Bunu da Dücane hocanın geçmişiyle telif etmek mümkün. İnsan ha deyince mazisinden kopamıyor. Dücane hocanın kopma gibi bir isteği var mı onu da bilmiyorum tabii.
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
Bir Kelime Uğruna Katedilecek Mesafe
Puan vermedi·207 syf.·
2019 108. kitabı
İki durumdan bahsedeceğim ve epey uzun olacak. Yoğun olmadığınız bir vakitte okumanız sizin faydanıza olur kanaatindeyim. Yine de okursanız elbet sevinirim. *** Öyle ya, kişi başladığı noktaya dönemedikten sonra niçin yola çıksın ki? Daire'ye Dair, Dücane Cündioğlu *** Sene 2009. Tvnet ekranlarında Gündem Özel adlı programda konu Aşk Pazarı. Dönemin popüler romanlarını konu edinecek olan programda sayın konuk uzunca bir girizgah yapıyor. İnsan eylemlerinin haz, fayda, iyi olmak üzere üç amacı olduğunu belirtiyor öncelikle. Sonrasında örneklerle bunların tanımını yapıyor. Söz gelimi; eroin satmak faydalı, içmek haz verici fakat iyi değil. Daha sonra iyi'den vazgeçilip geçilemeyeceğini, ihlas'ın ne demek olduğunu, istem'in eylem'den önce geldiğini, bizatihi kendinden ötürü istenen bir şeyin olup olamayacağını ve dahasını anlatıyor, irdeliyor. Dakikalar ilerliyor ve nihayet konu rayına oturuyor. Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar'ı, Elif Şafak'ın Aşk'ı ve Saide Kuds'in Kimya Hatun'u o yıllarda birbiri ardına çıkan "tasavvufi" romanlardan en çok tutulanları. Piyasada arz-ı endam eden bu ve bunun gibi kitapları veciz bir dille yeriyor sayın konuk. Yeriyor çünkü bu kitaplar Mevlana ve Şems Hazretlerini anlatmıyor, kullanıyor. Hem de ne kullanmak! Yazarları, bu yüce insanlara olmadık isnatlarda bulunuyor, onlar için ipe sapa gelmez laflar ediyor ve demeye utanılacak sözlerle, davranışlarla bu isimleri yanyana kullanıyor. Tüm bunlar da “aşk” çatısı altında yapıyor yazarlar. İşte burada bir yerde haklı olarak "Aşkın üç yüz bin okuru olmaz" diyor sayın konuk. Konuk tüm bunlardan bahsederken üzülüyor. Eskilerin, manası yıpranır deyu demekten bile imtina ettikleri bu kutsi kelimenin ağızlarda sakız haline gelmesine, hatta sakız hale getirilenin yere tükürülmesine, hatta ve hatta
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
Sinema ve Felsefe'ye dair...
Puan vermedi·207 syf.·
2018 41. kitabı
Mümkünse içinde bulunan filmleri izleyerek, kitapları okuyarak, tablolara bakarak okunası. Lapus lapuzi mavisine aşina olanlar, sinemacılar, felsefeyle,psikolojiyle, resimle ilgli olan herkese göre bir kitap bu. Lars Von Trier ve Tarkovski ancak bu kadar özenle değerlendirilebilirdi. Kitabın en etkileyici bulduğum yanlarından birisi; eleştirmenlerin, seyircilerin, yorumlayanların hatta sanatçının kendisinin bile kişisel analizinin ötesinde bakışı. ''Önce bil'' diye sesleniyor ve eserlerin çırılçıplak haline işaret ediyor. Filmleri ovuşturarak ateşe atmıyor, bilakis toz tanelerinin ne denli zarar vediğini ortaya çıkarıyor. Yani; Filmlerin, tabloların bir yerinden tutup, eserlere yazık etmiyor aksine aslolanı şefkatle sarıp bulunulan yerlerle, olan yerlerin birbirinden uzaklığını sunuyor. Uzaklığının uzaklığı'nın farkında mısın diye fısıldıyor. Öyle bir emekle hazırlanmış ki, anlayabilmek için benzeri emeklemeyi de gerektiriyor esasen. Tutulmuş aynalara bakmak, bakmaya cesaret edebilmek için en güzel fırsat doğrusu. Satır satır bakmalı, isim isim araştırmalı, dönemleri , sanatçıları tanımalı önce. Yüreğimize döndüren yönelimi, harekete geçiren devinimi, bilginin önemini, deneyimlerin değerini keşfetmeli, sonra bakmalı tekrar tekrar ifadelere, sahnelere sonra onlara bakan halimize, neredeliğimize tüm içtenliğimizle, makyajlarımızı silerek, ayakkabılarımızı çıkararak....
1000Kitap
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2021 18. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2021 20:28
Eserde yoğun ve ağır konuların anlatımı bende sürekli fikir ve bilgi dengesizliği oluşturdu. Bu yüzden eseri okuduktan sonra yazarı daha iyi anlamak için yazarın farklı yazılarını okumam gerekti. Bu konuyu ele aldığı programları da izledikten sonra sezdirdiği fikirler zihnimde berraklaşmaya başladı. Bu gibi kişilerin ürünleri, eserleri, okurken ya da izlerken verilen mesajı anlamak için sabırlı olmak gerektiğini söylemiştir. Yani bu eserlerin anlaşılmasının zor olduğu konusunda okuyucuyu uyarmıştır. Eserin değindiği konular sebebiyle yavaş ve sindirerek okunması lazımdır. Filmlerin konularını ve yazarın yorumlarını anlamlandırmak adına düşünmeli ve farklı okumalara başvurmalıyız. Bu yüzden esere vaktinizin bol ve zihninizin meşgul olmadığı zamanda okuyucuların okumalarını tavsiye ederim. Hakikat ve hayali; gerçek ve sahteyi; duygu ve düşünceleri; cehalet ve gaflet arasında örülmüş hassas bağların beyaz perde üzerindeki yansımasını daha iyi anlamak adına okunması yarar sağlayabilir. Keyifli okumalar :))
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2014 7. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2014 22:51
İlk okuduğumda genel geçer felsefe öğretilerinden farklı daha maneviyata yönelik, kelimelerle oynayan zorlama bir üslup gibi gelmişti. Henüz o zaman yeteri kadar düşünce kitabı okumamış olmam bu algıyı körüklemiş olabilir bugün okusam daha farklı analiz yapacağım betimlemeler o dönem birbiriyle kopuk ve yalnızca düşünürün kendisi için birşey ifade eden cümlelerdi benim için. Yazarın takipçilerinin beğendiği bir kitap olmuş. Bir gün tekrar okursam benim de hakkaniyetli bir yorumum olabilir belki.
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
8/10
·207 syf.··
2017 5. kitabı
Kitabın giriş bölümündeki Winter Light filmi hakkındaki yazıyı dönüp dönüp tekrar okumuşumdur. Kitabı ise şimdilik iki defa okudum. Yıllar sonra tekrar elime alıp yine benzer bir hissiyat ile okuyacağıma eminim. Dücane Cündioğlu'nun her yazdığı, her söylediği büyük önem arz ediyor benim için. Bu kuşağın en önemli düşünce adamlarından kesinlikle. Sinema ile ciddi anlamda ilgilenen herkesin okuması gereken bir kitap. Sadece sinema diye kısıtlamam da yanlış aslında, sorgulayan herkesin okuması gerek.
Sinema
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2021 9. kitabı
·
109 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2021 13:35
"Sanatçı sanatıyla konuşandır; sanatı hakkında konuşan değil." "Sanat eseri, kendisini, muhatabına, muhatabının insanı ve doğayı bildiği ölçüde ifşa eder." "Farklı kültürlere ait farklı unsurları harmanlayıp akılları sıra bir 'sentez'e ulaştıklarını sananlar, Samuray kıyafeti giymiş bir Yeniçeri'yi elinde tabancayla bir Amerikan barına sokmaktan öte bir şey yapmış olmazlar. Bunun adı sanat değil sanatımsıdır." Bu cümleler ön bilgiden öteye gidemeyecek nitelikteler elbette, kitap sinemaya bakışınızı değiştirecek bilgiler içermekle birlikte hayata dair sorular sormanızı da sağlıyor. Görmek ile bakmak arasındaki farktan yola çıkarak, görmenin ne demek olduğunu ve görmeye talip olmanın muhasebesini anlatan bir kitap. Bir başucu kitabı.
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma
Sinema ve Felsefe - Dücane Cündioğlu
9/10
·207 syf.··
2023 80. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2023 03:32
Dücane Cündioğlu'nun denemelerini severim. Daha önce birkaç kitabını okumuştum, her seferinde şey diyorum; bu adam bunca felsefi/hikmetli şeyleri nasıl öğreniyor, nasıl hafızasında tutuyor, imrenilesi. Bu denemesinde sonda bir film listesi var ama kitapla bağlantısını pek anlayamadım, benim acizliğim. Neyse, puan olarak, 9/10 veriyorum. Felsefeseverlerin, sosyal-bilimlerle ilgilenenlerin okumasını tavsiye ederim.
Edebiyat
Sinema ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012353 okunma

Yazar Hakkında

Dücane CündioğluYazar · 37 kitap
Dücane Cündioğlu, Türk felsefeci ve yazardır. 1962 yılında İstanbul, Üsküdar'da doğdu.12 Eylül Darbesi öncesinde, siyasi eylemleri nedeniyle 16 yaşında siyasi tutuklu olarak cezaevine girmiş ve yaklaşık dört yıl cezaevinde kalmıştır. İlk yazıları, Hergün gazetesinde Taş Medreseden Mektuplar adıyla yayımlandı. Arapça, İngilizce, Almanca, Fransızca, İbranice öğrendi. Öğrendiği tüm dillerde yoğun okumalar yaptı. 1980'den cezaevinde başladığı yazı hayatına, çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayımlamak suretiyle devam etti. 1985 yılından itibaren yayıncılıkla meşgul oldu ve birçok yapıtın redaksiyon heyetinde yer aldı. Yeni Şafak gazetesinde on üç yıl boyunca sürdürdüğü köşe yazarlığını 5 Şubat 2011 tarihinde sonlandırdı. Büyükada'da inzivaya çekildi. 2 Nisan 1980’den itibaren yayımlamaya başladığı ilk yazıları kendisinin mantık, dilbilim, yorumbilim (hermeneutik) gibi disiplinler aracılığıyla kavramaya çalıştığı geleneksel dinî bilimler ve bu bilimlerin modern eleştirileri üzerinedir. Daha sonra yakın tarih bağlamında din ve bilim, din ve siyaset ilişkilerini ele alan incelemelerinin yanı sıra bazı monografiler yayımlamış, felsefe, teoloji, psikoloji, tasavvuf, tarih, edebiyat, çeviri, sanat, mimarlık, sinema gibi farklı alanlarda uzun yıllar içerisinde kaleme aldığı felsefi denemelerini de sonradan kitaplaştırarak yayımlamıştır. Felsefe, teoloji, psikoloji, tasavvuf, tarih, edebiyat, çeviri, sanat, mimarlık, sinema gibi farklı alanlarda uzun yıllar içerisinde kaleme aldığı felsefi denemelerini kitaplaştırarak okuyucularıyla paylaşmıştır.