Sinema ve Felsefe

8,2/10  (5 Oy) · 
17 okunma  · 
8 beğeni  · 
676 gösterim
''Sanat ve sanatçı mı istiyorsunuz, dua edin de belalar yağsın üzerinize gökten! Açlıktan nefesiniz koksun! Hüznünüz olsun mesela. Yoksunluklarınız. İncinmişlikleriniz. Güçsüzlüğünüz.

Kuşkunun pençesinde kıvranın. Kahrolunuz. Kahrediniz. Yaşamı soğuk bir su gibi teninizde hissediniz.

....''
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    207
  • ISBN:
    978-605-4683-59-8
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet şerif susuz 
19 May 16:52 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

Cündioğlu, izlediklerini okuduklarını biriktirmiş, zihninde sentezlemiş, kalemiyle yazıya dökmüştür. Olaya bir filozof bir edip ve psikolog gözüyle bakmaya çalışmıştır. Üzerinde dura dura okunması gereken verilen birim örneklerini izlenmesi icab eden ufuk açıcı bir kitaptır.

Kitaptan 10 Alıntı

Sanatçı yapar ama yaptığını açıklayamaz. Sanatçı sanatını icra ederek
konuşur. Dolayısıyla kendi susar, onun yerine eseri konuşur. Büyük
sanatçılar eserleri üzerinde konuşmaktan kaçınmışlardır. Bir şair şiirinde
ne demeye çalıştığını açıklamaz. Denese bile çoğunlukla açıklayamaz.
Bir ressam resmini, bir bestekâr bestesini sırf konuşarak ne kadar
anlaşılır hale getirebilir ki? Getiremez.Makbul olanı, sanatçının susması, onun yerine eserinin konuşması­dır. Eserin söyleyeceğini sanatçı üstlenemez. Üstlenmemelidir. Ressamı resim öğretmeninden, müzisyeni müzik öğretmeninden ayıran fark tam da buradadır. Birinciler eseri meydana getirirler, İkinciler ise eser hakkında konuşurlar. Edebiyat hocalığı yapan şair, resim öğretmenliği yapan ressam,
müzik dersi veren müzisyen yok mudur? Vardır elbet. Ama çokluk
hep başkalarının eserleri hakkında. Kendi eserleri hakkında değil. Kendi
eserleri hakkında konuşmaya başladıklarında kekelerler. Kekelemek
zorundadırlar. Kaçınamazlar. Herm afrodit kişiliğin yazgısıdır bu!

Sinema ve Felsefe, Dücane CündioğluSinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu
Muammer Kuzucu 
15 Nis 20:07 · Kitabı okuyor · Beğendi

Anlamıyor musun ey talib, acı çeke çeke değil, zevkle ve kendinden geçmiş bir halde yanar kelebekler yârin ateşinde.
Vecd u istiğrak halindeyken acı ve ızdırap duyulmaz.
Vuslat farka manidir çünkü.
İyi ile kötünün,zevk ile acının, abd ile rabbin farkına.

Sinema ve Felsefe, Dücane CündioğluSinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu
Muammer Kuzucu 
20 Nis 17:51 · Kitabı okuyor · Beğendi

Artık onların da [kadınların] bir geleceği yok! Çünkü artık sadece erkeklerin yaptıklarını yapabiliyorlar. Oysa bir zamanlar, kadınlar, erkeklerin yaptıklarını değil yapamadıklarını yapabilirlerdi.

Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 75)Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 75)
mertt 
29 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İşte sanatçı!
Tehlikeli ve tahripkâr, ama başkaları için değil, hep kendisi için. Her adımında biraz daha ölür, her nefes alışında biraz daha.Kendisine kıyması kaçınılmazdır. Mum alevinde yanan narin bir kelebek gibi. Elinde değildir, ölmek zorundadır. Varlığın kokusunu içine çekebilmek, hakikatin derûnuna biraz daha dokunabilmek için. Tutkusu uğruna. Kendi rağmına.

Sinema ve Felsefe, Dücane CündioğluSinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu
Muammer Kuzucu 
12 Nis 20:38 · Kitabı okuyor · Beğendi

"Yazarlar da sanatçılar gibidir. Onlar da kalemi her ele alışlarında biraz daha ölürler."

Peki sanatçılar neden ölür?

"Onlar düşünürken veya yaratırken ister istemez güneşin kendisine bakmak mecburiyeti hissederler ve çaresiz her bakışlarında biraz daha ölürler. Bizzat ışık haline gelmek uğruna gözlerini kaybederler. Onlar ölürken bize onlardan kalan mini mini huzmelerdir, hem de bir defada tümüne bakamayacağımız denli yoğun huzmeler."

Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 17)Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 17)
Muammer Kuzucu 
20 Nis 18:07 · Kitabı okuyor · Beğendi

Sanat eseri,kendisini, muhatabına, muhatabının insanı ve doğayı bildiği ölçüde ifşa eder.

Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 79)Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 79)
Muammer Kuzucu 
29 Nis 10:40 · Kitabı okuyor · Beğendi

Altın bulmak amacıyla erenlerin türbesine kazma vurmamalı. Masala ve umuda hürmet asla elden bırakılmamalı.

Kutsal vadiye ayak basmışsan, hemen nalınlarını çıkarmalısın! Kutsal Vadi'ye, yani masalın ve umudun toprağına.

Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 175)Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 175)
Muammer Kuzucu 
12 Nis 20:55 · Kitabı okuyor · Beğendi

Sanatçı sanatıyla konuşandır; sanatı hakkında konuşan değil.
Bir sanatçının kendi eseri hakkında konuşmalarına her zaman itibar etmek gerekmez; belki çoğu zaman itibar etmemek daha doğrudur. Sanatı veya eseri hakkında konuşmayı veya yazmayı deneyen sanatçıların çoğu, iyi dikkat ediniz, çaresiz kekelemek zorunda kalmışlardır. Eserlerini sözcüklerin desteğiyle açıklığa getirmeyi becerememişlerdir. Bu yüzden de yaptıkları iş(in mahiyeti) üzerine aklı başında iki lafı bir araya getirebilmiş bir sanatçı bulmak, sanıldığından çok daha zordur.

Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 21)Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 21)
Muammer Kuzucu 
12 Nis 20:42 · Kitabı okuyor · Beğendi

Bir mısra için baştan sona bir divanı hatmetmek.
Okuma, öğrenme, anlama, dinleme, görme, bir düzeyden sonra bu hali alır; almak zorundadır. Bir mısra için bir divanı, bir couple için bir senfoniyi dinlemek, bir filmi sadece bir sahne için seyretmek bazılarına beyhude bir çabaymış gibi gelir. Zarara uğramış, zaman kaybetmiş gibi hissederler kendilerini. Oysa hiç de öyle değil. En azından benim için öyle değil.

Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 17)Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 17)
Muammer Kuzucu 
 20 Nis 18:26 · Kitabı okuyor · Beğendi

Hakikatin bilgisi akıldan feragat edilmedikçe üstlenilmez. Delirmek, yani cinnet hikmetin biricik koşuludur. Ödülü değil, koşulu. Hakikatin bilgisinin. Hem de en önemli koşulu. En önemli ve en değerli.

Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 86)Sinema ve Felsefe, Dücane Cündioğlu (Sayfa 86)