"ha biz varız
ha biz maskeli balo
Saygıya durup üstün bir gecede
Bir sır payı katlayıp
sade bir kahveden
Keyifsiz bir detayın hükmüyle
ha biz yokuz
ha biz seferde"
Saçını masaya değdirmesen olmuyor mu, diyor az önce oğlu tarafından eleştirilen kadın. Mutluluğumun kimsenin beni eleştirmemesine bağlı olduğunu kavrıyorum. Çocuk sürünerek masanın altına giriyor. Sırt üstü yatıp alttan masaya bakıyor. Yeni gömleğinle yerleri süpürmesen olmuyor mu, diye sesleniyor diğer kadın masanın altına doğru. Dünyanın tahammül edilemez bir yer olduğuna dair çoktandır kanıt gerekmiyor, maalesef burada bunlardan birini daha görüyoruz işte. Somon şahane en azından, ıspanak da öyle. Masanın altındaki çocuğa göz kırpmaya çalışıyorum, ama başaramıyorum. Kadınlar çocukla dayanışmaya girdiğimi fark ediyor ve bunu sorunlu, daha doğrusu münasebetsiz bir durum olarak addediyorlar. Çocuğu yukarı çağırıyorlar. Şimdi sakin bir biçimde kadınların arasında oturuyor. Bu arada kadınlar bana larvasından yeni çıkmış, çıkar çıkmaz da çocukların terbiyesini bozmaya başlamış biriymişim gibi bakıyor. Sonunda ben de bir şey istemez hâle geldim işte ve artık sürekli azarlanan dünyaya bakıyorum.