Lagünde korsanlarla yaşadıkları olayın önemli sonuçlarından biri, Kızılderililerin artık oğlanları dost olarak görmeye başlamış olmalarıydı. Peter Kaplan Zambağı'nı korkunç bir sondan kurtarmıştı, şimdi onun ve kabilesindeki cesur yüreklerin Peter için yapmayacakları şey yoktu. Gece boyu yerin altındaki evin tepesinde oturarak korsanlardan gelecek o büyük saldırı için dostlarına bekçilik eder olmuşlardı ki bu saldırının artık daha fazla gecikmeyeceği çok belliydi. Gündüzleri bile etrafa takılıyor, barış çubuklarını tüttürüyor, hata atıştırmalık bir şeyler bakınıyorlardı.
Alıntı
Bir kayık yaklaşıyordu. Bu küçük bir korsan salıydı, içinde üç kişi vardı: Smee, Starkey ve bir tutsak. Bu tutsak, Kaplan Zambağı'ndan başkası değildi. Elleri ve ayak bilekleri bağlıydı, kaderinin ne olacağını da gayet iyi biliyordu. Ölüp gitmesi için kayaya terk edeceklerdi kızı; onun soyundan biri için yakılarak veya işkenceyle öldürülmekten çok daha dehşetli bir sondu bu. Zira suyun içinde o mutlu avalanına, yani cennete giden bir yol olmadığı yazmıyor muydu kabile kitabında? Yine de yüzünde duygudan eser yoktu,o bir kabile reisinin kızıydı, bir reis kızı gibi ölmeliydi, bu ona yeterdi.
Alıntı
Reklam
Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Tartışmak her zaman yıpratıcı değildir. Herkes farklı kabiliyetlere farklı karakterlere sahipken, tartışma adabına uyarak fikir ayrılıkları yaşamak, tam aksine karakterleri geliştirir, dönüştürür. İnsana başka pencerelerden de bakabilme fırsatı sunar.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Hüseyin Baykara'nın ülkesindeki Süheylî, 'Ali Şir Nevâî gibi usta şairlerin yazdıkları gazelleri Osmanlı ülkesine gönderdikleri, Osmanlı şairlerinin de bunlara cevap yazmak için zevk ve şevk dolu meclisler oluşturduğu anlatılarak: ''Lâbüd herkes kadr ü ragbet bulmak içün ezdiyâd-ı fazl u fesâhat içün tâlib-i şi'r-i belagat-efza ve râgıb-ı fenn-i şi'r ü inşâ idi.'' (Latîfî 2000: 143) ifadesiyle bu meclislerdeki şairlerin ve şiire heves eden herkesin kıymet ve rağbet bulmak, fazilet ve fesahatini arttırmak için belagat-efzâ şiire talip olduğu belirtilir. Dolayısıyla Hüseyin Baykara'nın ülkesindeki usta şairlerden gelen şiirler, iyi şiire ve şairliğe talip olanlar için belâgat-efzâ yani onların belagatini, sözü iyi ve etkili söyleme kabiliyetlerini arttırıcı, geliştirici bir mahiyet taşımaktadır.
Sayfa 47 - belâgat-efzâ maddesi (şiir)·Kitabı okuyor
Alıntı
Ressam olsaydım
Bir göl çizerdim. Ateş çiçekleriyle bezeli bir çardak olurdu. Doğa görüntüleri – cennet kuşunu kovalayan kaplan...
Sayfa 155 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam