Ömer geçtim çaresinden eminden
Ben bu bezmin işretinden deminden
Bir elif-kâmetin derd ü gamından
Büküldü kâmetim dâl oldu meded
(Ey Ömer! Geç bu meclisin içkisiyle deminden
Geç bu derdin çaresinden ilacından
Elif boylu sevgilinin dert ve gamından
Benim boyum dâl misali büküldü meded)
Ruhlar huzurdan ayrılıp demlenmeye çekildiği vakit -bir elimde Sedat Anar bir elimde Âşık Ömer -parmak uçlarım Âsım'ın âşkının peşinden gider hep . Hani âşkı yaşamaktansa anlatmayı daha çok seven Âsım . Hani yürüdükçe uzayan menzil ile tanışan Eflatun . Demire elleriyle kuş şekli veren , iktidar taşını Filistin'in ortasına fırlatan ve asla büyümeyen Davud . Ve kör kuyudan noktanın sırrıyla çıkıp âlemi gören Üzeyir ... “Gâh cim'in ak bağrında , gâhî be'nin altında\\ An gelir he tacında , yek hakîkattir nokta ...” İyi ki şair değilim ya karanlıkları aydınlatan noktayı , derd ile gamı ya âşkı incitseydim ?
Hû Çeker
Şunda bir nâzenin çıkmış meydana
Salınup gezdiği yollar hû çeker
Müştâkındır senin niçe âşıklar
Meclisindi şîrîn diller hû çeker
Gelindi âşıkın alındı gamın
Sürelim mecliste ehl-i irfânın
Ejderler misâli siyah kâkülün
Dökülmüş gerdanda teller hû çeker
Güzel başın içün kıyma bu cana
Lâyık değil düşmez bu melek sana
Yine hurûc etmiş yeşilbaş suna
Çalkalanup yüzdüğü göller hû çeker
Âşık Ömer eder görmüşüm ezel
Ömrümün bağında döküldü gazel
Nice meftûnların vardır ey güzel
Benim gibi ednâ kullar hû çeker