İlk önce Üvercinka şiirinin hikayesini inceleyelim,
Cemal Süreya, eşi Seniha Hanım hamileyken “Üvercinka” adını taktığı genç bir kız ile tanışır.Cemal Süreya ile bu kız arasında tutkulu bir aşk başlar.Ancak Cemal Süreya’nın 58 yıllık hayatında Üvercinka şiirini yazdığı bu genç kızın adını bilen veya yüzünü gören olmamıştır.Şairin hayatında bir giz olarak kalan bu sır,
Süreya’ya Üvercinka şiirini yazdıracaktır.Üvercinka şiiri aynı zamanda Cemal Süreya’ya şöhreti getirecektir.Çalkantılı günlerde olan Cemal Süreya bir karar vermek zorunda kalmıştır.Eşi Seniha Hanım çocuklarını doğurmak üzeredir ve şair kararını verir.Cemal Süreya ayrılık kararı alırken bir Ağustos günü şu satırlar dökülür dizelere:
“Acıların adını, ağustos koymalılar...”
Cemal Süreya’nın soyadındaki y harfini de Üvercinka’nın anısına çıkarttığı rivayet edilmektedir.
Cemal Süreya eşi Seniha Hanım’a dönmüştür.Geride ise bu aşkın izlerini taşıyan Üvercinka şiiri kalmıştır.
Şimdi ise eseri inceleyelim;
Bu kitabı çok öven okuyucalara pek anlam veremedim.Kitabı yarıda bırakmayı düşündüm hatta.Bir kadına salt beden üzerinde yaklaşılıp vücudu üzerinden bunu dizelere dökmek bana günümüz aşklarının samimiyetsizliğini anımsattı.”Üvercinka”yı cinsel çağrışımlarla yüklü dizeleri içermekte kitap.Kadını adeta cinsel obje gibi görmesine hem şaşırdım, hem üzüldüm.Hayal kırıklığı diyebilirim sadece..
“Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin
kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.”
İşte tam da bundan rahatsız olmaktan söz ediyorum.Bu tarz şeyleri okurken gerçekten çok irite oldum.Şimdi aşkın bu olduğunu düşünmüyorum.Aşk bu olmamalı...