Siz yaşamayı ne zannediyorsunuz? İstanbul'un bir köşesine tıkıl... Memuriyete mi, dükkana mı, her nereye devam ediyorsan sabah git, akşam gel. Kazandığın parayı evinde her kimin varsa onlarla ye! Her günün, her saatin birbirinin aynı olsun. Sonra şu hale yaşamak adını ver. Fransızların bir sözü vardır, "Eğer farklı biri olmak istersen herkesten başka türlü yaşa" derler.
"Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?" Ağzımdan çıkan bu sözden utanmalı mıyım, gökleri bir tomar gibi dürenin gözünden kaçmayan o andan korkmalı mıyım?
"İnsan doğası, sınırlı: Sevinç, üzüntü, acıya belli bir dereceye kadar katlanabiliyor ve bunun üstüne çıkınca mahvoluyor. Burada sorun birinin zayıf ya da güçlü olması değil, ister psikolojik, ister fiziksel olsun, duyduğu üzüntünün miktarına tahammül edebilmesi ya da edememesi. Bana göre, yüksek ateşten ölen birine korkak demek ne kadar uygunsuzsa, yaşamına son veren biri korkaktır demek de o kadar tuhaf."
"...Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun."
"Hepimiz hissetmişizdir bunu."
"Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten."