"İsyan olmadan hür ve yaratıcı benlik ele geçmez." Muhammed İkbal
Özgürlüğün temel göstergesi isyan edebilmektir. Özellikle zulme ve zalimlere isyan. Bu isyan yoksa özgürlükten söz edilemez.
Kur'an'ın sadece birinci düşmanı değil, tek düşmanı zalimdir. Bunun içindir ki, Kur'an tek düşmanına isyanı, idealindeki benliğin özgürlük belgesi olarak görmüştür.
Bütün yaratıcı ruhlar, derece derece birer asidir. Mevcuta isyan etmeyen benlik varoluş sırrını yakalayamaz. Isyanı tanımayandüşe, alışkanlık ve geleneğe yenik düşer.
Mevcuda isyanın tanrısal sembolü Hz. ibrahim'dir. Yaratıcı yürüyüşte her oluş bir İbrahim gerektirir.
Yürüyen ruhun her anı, bir öncekine isyandır. Çünkü yürüyen ruh "her an yeni bir iş ve oluştadır." Rahman 29
"Eğer günah işlemeseydiniz Allah sizi yok eder, yerinize günah işleyen bir topluluk getirirdi." Hz. Peygamber
"Ben tarih önünde isyanım kadar büyüğüm!" M.K.Atatürk
1. Hayat hakkı
2. Özgürlük
Bu değerlerin birincisi geneldir, tüm canlıları kuşatır. Tüm canlılar, yaşam haklarını tehdit eden şeylere ve oluşlara mukavemet ederler, karşı çıkarlar.
İkinci değer, insana has bir değerdir ve 'insana özel' bir saldırı hakkı getirir. Bu değer, özgürlüktür. Özgürlüğüne musallat olanlara saldırı sadece insan için söz konusudur. Ve belki de insanı insan yapan, bu saldırı hakkının kullanılmasıdır. Tanrı'nın tek düşmanı zulüm olduğuna göre, Tanrı'nın elçileri olan peygamberlerin temel niteliklerinden biri de hayat ve özgürlük haklarına saldıranlara saldırmaktır. Bunun din dilindeki özgün adı Cihat olarak belirlenmiştir. Kutsal mesajın cihat dediği budur; Allah ile aldatan özgürlük düşmanlarının kendileri gibi düşünmeyenlere saldırıları veya kendilerinden olmayanların mal ve servetlerini yağmalamaları değil. O ikincisi, 'cihat' adı altında çapulculuk ve cinayettir. Ne yazık ki bu çapulculuk ve cinayet, tarih boyunca, Tanrı'nın iradesi ters yüz edilerek, Tanrı adına aralıksız işlenmiştir. Ve bugün de işlenmektedir.
İbadetler insanlar arası ilişkilerde bir biçimde günlük ve dokunulmazlık ölçüsü yapılırsa ibadet adına her türlü hak ve ihlali ve insan tacizi başını alıp gider. Bu gidiş, önce din istismarını, daha sonra din adına baskı ve şiddeti, bir adım ileride de din adına terörü, kısacası engizisyonu getirir. İslam, tüm bu olumsuzlukların doğmasını önlemek üzere çok radikal tedbirler almıştır. Bunların belli başlıları şöyle sıralanabilir:
1. "Allah ile aldatılmayın!" emrinin verilmesi,
2. Din kıyafeti, din sınıfı, din adamı, resmi mabet, ibadette lider gibi kabul ve uygulamaların dinin bünyesinden çıkarılması,
3. Dinde baskı-zorlama ve manipülasyonun (ikrahın) yasaklanması,
4. Allah adına yönetme devrinin kapatılıp yönetimi halktan alınacak vekalet (biat) ve halkla danışma usulü (şura) ile yürütülmesinin ilkeleştirilmesi,
5. Hakların ancak sahipleri tarafından bağışlanabileceğinin ilkeleştirilmesi; böylece herhangi bir insanın hakkının Allah tarafından bir başka insana bağışlanmasının mümkün olmaktan çıkarılması.
Melamet, çoğunluğun dayattığı çözümün veya bakış açısının karşısına dikilmenin vücut vereceği yalnızlık, korku, horlanma, saldırıya uğrama gibi olumsuzluklara karşı direncin motor gücüdür.
Kur'an, melamet ahlakının özünü veren ayette, melamet sahibi özgür benliğin karşısına, sadece toplumu değil, tüm insanlığı koymuş ve melamet sahibi benliğin gerektiğinde tüm insanlığa bile karşı çıkması gerektiğine, çıkabileceğine vurgu yapmıştır:
"O müminler ki, insanlar kendilerine, 'İnsanlar size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!' dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler: 'Allah bize yeter! Ne güzel Vekil'dir O!" Ali İmran 173
"Onlar ki Allah'ın peygamberlik beyinelerini tebliğ edip O'ndan korkarlar. Allah'tan gayrı hiç kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter." Ahzab 39