Büyük Müslüman teolog Hüseyin Atay, üzerinde olduğumuz konuyu çok güzel açıklamıştır: "İman, ilimden sonra gelir. İmanda yalan olur, ilimde yalan olmaz. Sonraki dönemlerde Kur'an'ın imana yüklediği değeri pek aşırı derecede artırarak ilmin değerini düşürmeye yöneldiler. Böylece iman ilimden önce alındı, ilim iman üzerine oturtuldu. Bu tutum Kur'an'ı açık ifadelerine ters olduğu gibi, Kur'an'ın felsefesine ve gayesine de testtir. Bu terslik yüzünden Müslümanlar ilimde gerilemiş ve iman temelsiz bırakılmıştır. Oysaki, ilk Müslüman nesiller meseleyi çok iyi anlamış ve uygulamışlardı."
"İlim objektiftir. Kontrol edilebilir, yanlışlığı ve doğruluğu her an ortaya çıkarılabilir. iman ise subjektiftir; kalbin bağlandığı bir hükümdür. Eğer iman ilme dayanmazsa onun doğruluğu veya yanlışlığı ortaya konamaz, böyle olunca da imandaki isabetsizlikler düzeltilemez."
"İslam'ın ilk dönemlerinde otorite, Kur'an ve akıl idi. Sonraları Kur'an ve akıl terk edildi; onların yerine sahabenin, tabiunun, mezhep imamlarının sözleri geçirildi. Oysaki, o insanların bizzat kendilerini böyle bir tutumu ve telkini yoktu. Kendilerinden sonra gelenler, geleneği Kur'an'ın ve aklın yerine koydular ve hakikat diye geleneği kabul ettiler. Geleneğe karşı çıkmayı, Kur'an'a karşı çıkmak olarak nitelediler. Taklitçilik böyle başladı." Hüseyin Atay