Çünkü ikimizin de ihtiyaçları birbirinden tamamen farklıydı; benim ilgimi çeken bir şey seni kesinlikle etkilemez ya da tam tersini sana masumca gelen şey benim için ayıplanacak bir şeydir ya da tersine senin için sonuçsuz olan bir şey beni ölüme götürebilir.
Ancak bunlara rağmen kendime güvenim gelmiyordu, aksine ne kadar çok başarılı olursam nihai düşüşümün daha sert olacağına -ki senin asık suratın da bunun gerçek bir kanıtıydı- inanırdım.
Asılmak üzere olan bir adamı düşün mesela. Onu asarsın ve her şey biter. Ama onu, asılması için yapılan bütün hazırlıklara şahit olmaya zorlarsın ve tam darağacının önüne getirildiğinde infazını ertelendiğini söylersen adamın hayatının geri kalanını ona zehir etmiş olursun.