Kitabın konusu, vermek istediği mesajla ilgili çok sayıda inceleme yapıldığı için aynı cümleleri tekrar etmeyeceğim. Ben kitabı edebi dil ve biçim açısından bir romana göre yetersiz buldum. Kitap romandan ziyade bir tarihi deneme olabilir. Yazar çoğu tarihi olayı ve karakteri isimleri dahi değiştirmeden kullanmış ve aynen aktarmış. Bu açıdan bir tarih kitabı okuyor izlenimi oluyor.
İkinci olarak kitaba roman havası vermek için eklediği yan hikayeler çok kopuk ve karakterler çok yüzeysel işlenmiş. Kendinizi o karakterlerin yerine koyamıyorsunuz.
Üçüncü olarak bu yan hikaye çok zorlama bir hikaye olmuş. Öksüz bebeğe bakan kızın kendisi alevi-sünni tabularından, kardeşi PKK ve devlet çatışmasından, babası-dedesi dersim-zilan-şeyh sait-nasturi ayaklanmalarına kadar giden bir dizi olayla ilişkilendirilmiş. Yazar aslında bunu bölgedeki kavga ve düşmanlığın nedeninin sadece bugüne bakılarak anlaşılamayacağını, geçmişteki hataların kökenine inmek gerektiğini anlatmak istediği için bunu yapmış ama çok zorlama bir hikaye olduğu için bana geçmedi.
Son olarak Başbağlar katliamındaki vahşeti işlediği bölümde Sivas katliamını "otel yangını" olarak niteleyip, oteli yakan ve içerden çıkacakları linç etmek için bekleyen katilleri, "dışarıda yangını izleyen kalabalık" olarak nitelendirmesi bir Ayşe Kulin hayranı ve o günlerin canlı tanığı olarak içimi acıttı.