İskender Pala'nın Azdahak'ta kurguladığı 16. yüzyıl İstanbul'u, kendini "Azdahak Cemiyeti" olarak adlandıran gizli bir örgütün vahşetine sahne oluyordu. Bu örgüt, "büyük kurtarıcı"nın gelişini hızlandırmak için dünyanın kaosa sürüklenmesi gerektiğine inanıyor ve bu uğurda hamile kadınları kaçırıp, bebeklerini kurban ediyordu. Pala'nın bu alegorisi, günümüzde Jeffrey Epstein skandalıyla gün yüzüne çıkan iddialarla birlikte adeta kehanete dönüşüyor. Yeni yayımlanan Epstein belgeleri etrafında dolaşan söylentiler ve bazı yorumlar, romanın karanlık atmosferini aratmayacak nitelikte.
Kurban Etme Ritüelleri ve Sapkın İnanışlar
Azdahak'ta Azdahak Cemiyeti'nin ritüelleri, belirli bir inanç sistemi etrafında şekillenir. Bugün, özellikle sosyal medyada ve bazı analizlerde, Epstein ve çevresindeki güçlü isimlerin de benzer sapkın ritüeller içinde olduğuna dair ciddi iddialar ortaya atılıyor. Bu iddialar, olayın sadece bir cinsel istismar ağından ibaret olmadığını, çok daha derin ve karanlık bir boyuta işaret ediyor.
Yazar İbrahim Karagül'ün konuya ilişkin çarpıcı yorumunda, Epstein Dosyası'nın "devletlerin, hükümetlerin üstünde, dokunulmaz, kutsal ritüellerle yürütülen" bir yapıyı ortaya çıkardığı belirtiliyor. Bu yapının faaliyetleri arasında "bebekleri kurban etme, çocuklara tecavüz etme, cesetlerini parçalama, insan eti yeme gibi en vahşi hayvanların bile yapamayacağı şeyler" olduğu iddia ediliyor . Bu tanım, Azdahak'taki örgütün yaptıklarıyla neredeyse birebir örtüşüyor.
Dahası, bu vahşetin bir amaç doğrultusunda yapıldığına dair yorumlar da dikkat çekiyor. Aynı analizde, bu eylemlerin "sadist arzuları tatmin" etmenin ötesinde, belki de Azdahak romanındaki gibi bir tür "tanrısal güç" kazanma veya karanlık bir inancın gereğini yerine getirme amacı taşıdığı ima ediliyor