Sonra saraydan muradın, içindeki sultan olduğunu anladım. Cennet sarayları dahi buna kıyasladım. Sonuçta cennet dedikleri de birkaç köşk, birkaç huri idi. Saray yerine içindeki sultanı istemek gerektiğine o vakit karar verdim. Saray dediğin, gönül sultanının bulunduğu yer değil de neydi ki?
Artık bütün dertlere dermanın Allaha yönelmekte olduğunu biliyordum. Üstelik bu, çok gönül ferahlatıcı bir şeydir. Teslimiyet, insan ruhuna en ziyade yakışan haldir çünkü. Kalpler ancak Allahı anmakla sükun bulur, tatmin olurlar.