"Sana bir şey söyleyeyim mi Ponyboy? Ben çok pis korkuyorum. Bir ara kendimi öldürmekten bahsediyordum ya..." durup titrek bir nefes aldı. "Ama şimdi ölmek istemiyorum. Çok kısa. On altı yıl çok kısa. Henüz yapmadığım bir sürü şey, göremediğim onca yer olmasaydı o kadar koymazdı. Adalet mi bu?"
Böylesine bir düşkünlük, her geçen saatle kalbi soğutuyor ve ruhu ağırlaştırıyor. Senin ellerin soğuk, benimkilerse ateş gibi sıcak. Ne kadar da körsün, Nastenka! Ah! Mutlu insanlar, bazen ne kadar da katlanılmaz oluyor! Fakat sana kızamıyorum işte!
Seninle benim parlayan bakışlarım arasında sadece pencerenin incecik camı olduğu halde, aslında vadiler, dağalar ve nehirler kadar birbirimize uzak olduğumuzu o zamana kadar hiç fark edememiştim.
Kalbimde sen varken başka bir erkekle aşk üzerine oyunlar oynamak, benim için açıklanamayan, hayal edilemez derecede tuhaf bir düşünceydi; bu şımarıkca kışkırtılan duyguları hissetmek benim için yüz kızartıcı, adi bir suçtan farksızdı.