"Mekânın bir ıssızlığı vardır
Denizin bir ıssızlığı
Issızlığı Ölümün,
ama hepsi de
Kalabalık sayılır kıyaslandığında
Daha engin olan o yerle
Bir ruhun kendine açtığı
o kutup mahremiyetiyle"
E.D.
"(...)Bu doğru değildi.(...) Uyduruyordu yalnızca. Ama o soluksuz, büyüleyici sözcüklerden birisinde gizlenmiş yüreği sanki size açılmak istiyormuş gibi ürpertici bir sıcaklık akıyordu ondan."
"O akşam yemeğinin sona erdiğini ve az sonra akşamın da sona erip öylece bir yana bırakılacağını biliyorlardı. Bir akşamın, sürekli hayal kırıklığıyla sonuçlanan beklentiler ya da anın kendisine özgü, katıksız gerginlikteki dehşeti içinde, telaşla aşamadan aşamaya geçtiği (taraftan) keskin biçimde farklı bir durumdu bu."