''(...)Dünyada saadet denilen şey tamamen hayal mahsûlü değilse, işte onun en belirgin şekli, mutlaka böyle kaynaşması mümkün iki ruhun birleşmesiyle oluşan hâldir. Dünya felaketlerinin çokluğuna kıyasla saadetin pek az olduğunu görüyoruz. Bize yönelen bu saadeti kaçırmayalım.
(...)İnsanların çoğunlukla saadetten mahrum kalmaları, onun hangi tabii kanunlar üzerine kurulu olduğunu bilememelerinden ötürüdür. Mümkün olduğu kadar felaketten korunmuş olmak da saadet sayılabilir. Aslında saadet o kadar büyük ve o kadar küçük bir şeydir ki buna sahip olan bazı kimseler, kendilerinde bunun varlığından haberdar bile değildirler.''
"Bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt ânı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor."