Bruno Bettelheim tarafından yazılan ve 1977 yılında yayımlanan ‘Masalların Büyüsü: Masalların İşlenişi, Önemi ve Psikanalitik Anlamları’ kitabı, masalları inceleyerek onların hangi kişilik yapılarına ve kimlere etki ettiğini, zihinde ve yaşamda hangi noktalara temas ettiğini işlemektedir. Kitap içeriğine bakmadan önce, kapaktaki sembole dikkat çekmek gerektiğini düşünüyorum. Kapaktaki sembol, bir kral tacıdır. Burada otoritenin simgelendiğini görmekteyiz. Tacın içi siyah rengindedir. Siyah bilinmezliğin, karanlığın sembolüdür. Bu da tacı aslında korkulacak bir duruma getirmektedir. Tacın etrafında kalan kısımda ise kırmızı rengin kullanıldığını görmekteyiz. Kırmızı renk, imgesel düzlemde alarmı, tehlikeyi simgelemektedir. Tacın dışında kalan bütün alanın kırmızı olması, düşündürmektedir. Çünkü demek ki otorite ya da belki kitaptan yola çıkarak taca bilinçaltı diyebiliriz, etrafını etkileyecek derecede bir işleve sahip masallarda. Ya da masalları bu taç olarak düşünürsek, hayatın içerisinde var olan her şeyin orada bir bilinmezliğe dönüştüğünü görebiliriz. Yani aslında masallar, yaşamın içinden alınan konularıyla, tehlike çanlarını çaldırabiliyor. Masalların sadece bir aktarıcı konumunda olduğunu biliyoruz. Masallar toplumların, üstü kapalı protesto araçlarından biridir. Olan bir şeyi içerisinde işleyerek, üstünü kapatmış fakat yine de onu aktarma işlevini gerçekleştirmiş olur. Bu nedenle masallar, oldukça önemli halk yaratmalarıdır.
Kitap içeriğinde, giriş bölümünden bağımsız, iki ana bölüm görmekteyiz. Bu bölümler kendi aralarında 39 alt başlığa ayrılmıştır. Kitabın giriş bölümü ‘Anlam Mücadelesi’ başlığı ile sunulmaktadır. Burada insan formunun, anlamsız yaşayamayacağı ve mutlaka bir anlam bulmak için yaşadığına vurgu yapılır. Anlam, hayatın anlamı, insan