Bazı kitaplar kapısını size hafifçe aralar, bazıları ise ilk sayfadan itibaren sizi o dünyanın içine çeker ve bittiğinde bile kalbinizin bir köşesinde yaşamaya devam eder. ilk sayfasından son sayfasına kadar içimi titreten, son zamanlarda okuduğum en sarsıcı, en dokunaklı romanı sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum: "O Benim Abim".
Herkesin parıltısına, lüksüne, tatil neşesine aldandığı Bodrum’un o ışıltılı maskesini tamamen indirin. Arkasında, 12 yaşında yapayalnız kalan, öz akrabaları tarafından ihanete uğrayıp sokağa atılan küçük Olgu’nun hayatta kalma çığlığı var. Ancak bu hikaye sadece acılardan ibaret değil; bu hikaye karanlığın ortasında parlayan muazzam bir umudun hikayesi.
Sokaklarda yönünü kaybetmiş bir çocuğun, karşısına çıkan Görkem, Kaan ve Benal ile kurduğu o muazzam koruma kalkanı... Sayfaları çevirirken kendime sürekli şu soruyu sordum: “Bizi aile yapan şey gerçekten damarlarımızdaki kan mı, yoksa birbirimiz için neleri göze alabildiğimiz mi?”
İntikamın, adaletin, tehlikeli sokak oyunlarının ve en önemlisi de koşulsuz sadakatin iç içe geçtiği bu roman, beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi. İçindeki aksiyon ritmi bir an bile düşmezken, karakterlerin birbirine tutunma çabası gözlerimi doldurdu.
Eğer bu ara sizi derinden etkileyecek, kalbinize dokunurken merak duygusunu da zirvede tutacak gerçek bir hikaye arıyorsanız, "O Benim Abim"e mutlaka şans verin. Bu kitaba kalbinizi bırakacaksınız, kefilim.