"Pâyın sadâsı gelse de sen hiç gelmesen
Men dinlesem kıyâmete dek, vuslat istemem
Bulsam izinle semtini, ol semte ermesem
Aşsam zamanı hasretin encâmı gelmeden"
Aşkta vuslat istemek acemilik, kendini bilmezlik ve hamlık göstergesidir. Çünkü vuslata giden yolun uzunluğu veya kısalığıdır ki aşkın ömrünü belirler. Sevdiğimiz insandan bizi sevmesini beklemek yahut yalnız bizi sevenleri sevmek, nihayet kuru bir alışveriş, hatta belki kaba bir değiş tokuştur.
"Ey nûr-ı mübîni Kibriyâ’nın,
Sînem olamaz mı âsûmânın?
Gökler mi bütün karârgâhın?
Hiç yerlere uğramaz mı râhın ?
Ey tâir-i nâz-ı sidre-pervâz ,
Kalbimde olaydın âşiyânsâz ;
Bir başka terâne gûş ederdin ,
Rûhum gibi sen de cûş ederdin."
***
"Ey apaçık nuru Allah'ın,
Sinem olamaz mı senin gökyüzün?
Gökler mi hep karârgâhın?
Hiç yerlere uğramaz mı yolun?
Ey naz içinde Sidre'ye uçan bülbül,
Kalbimde yapsaydın yuvanı;
Orada bir başka nağme duyardın,
Sen de ruhum gibi coşardın."