The waves were dead; the tides were in their grave,
The moon, their mistress, had expir'd before;
The winds were wither'd in the stagnant air, And the clouds perish'd; Darkness had no need
Of aid from them—She was the Universe.
İş molalarımda okuya okuya bitirme eşiğime geldiğim, sonunu ise evimde getirdiğim Tender is the Flesh’in son sahnesine kadar tam bir düşüncem yoktu; fakat son bölümde vücudumu saran ürperme ile beğendiğim kitaplar içerisine girdiğini anladım. Kapitalizm ve yamyamlık arasında kurduğu sembolik bağlantı hoşuma gitti.
"Görünüşteki dinginliğin, dünyevi asudeliğin, ten dedigim şeyin ne zaman parçalanacağını, ağız dediğim şeyin kendisini çevreleyen eti ne zaman yitireceğini, göz dediklerimin bir bıçağın kara sessizliğine ne zaman rastlayacağını bilmemenin küçük ve ışıltılı mutluluğunun maskesi,"