Kölelik Allah'a bağlandığında, insan için Allah'ın kölesi olmaktan daha yüksek bir varoluş yoktur. Çıkılacak en yüksek makam Abdullah ( Allah'ın kulu) olmaktır.
Biz Allah'a (cc) "Rab" olarak sesleniriz. Birine "Rab" diye seslendiğinizde, bu O'nun bize hiçbir şey borçlu olmadığı anlamına gelir. Ve kendinizi "abd/kul" olarak adlandırdığınızda, bu sizin hiçbir hakkınız olmadığı anlamına gelir. Çalışan maaş hakkına sahiptir, iş ortağı hisse hakkına sahiptir. Çocuklar bazı haklara sahiptir. Ama bir kul hiçbir hakka sahip değildir. Gerçek şu ki yaratıcının verdiği her şey hediyedir. "O'nun benzeri yoktur." (Şûrâ, 11) O'na (cc) benzer hiçbir şey yoktur. O (cc) başka hiçbir efendiye benzemez. Allah (cc) ile kul arasındaki ilişkinin kökü sevgidir. Tarihteki hangi efendi-köle ilişkisinin temeli sevgidir? Bunun bir benzeri yoktur. Ama Allah (cc) ile olan ilişkimiz böyledir.
Bu ayette Allah (cc) Peygamber’ine (sav) “onlara de ki” diyerek dolaylı bir hitap kullanmak yerine direkt olarak sadece Müslümanlara değil, tüm insanlara hitap ediyor.
“يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ"
“Ey İnsanlar! Rabbinize kulluk edin.”
Kur’ân’daki “Ey insanlar!” hitabı, Allah’ın vahyinde çok içten bir andır; çünkü o anda senin yaratıcın seninle direkt olarak konuşmaktadır: “Ey İnsanlar! Rabbinize kulluk edin.”
Allah'ın (cc) size verdiğini kullanmazsanız ondan yoksun kalırsınız. Allah'ın yaratma sünnetidir bu. Ayaklarımı bir yıl kullanmasam yataktan kalkamam. Aynı şey maneviyat için de geçerlidir. Allah'ın hakkı kabul etme yetisi verdiği insan gerçeği gördüğü hâlde bunu kabul etmeye yanaşmazsa, Allah verdiği bu yetiyi geri alır.
Asr-ı Saadet döneminde Araplar, dil konusunda öne çıkmış olsalar da Resûlullah’ın (sav) Kur’ân dilini nasıl böyle konuştuğunu çözememişlerdi. Arap diline hâkim olmalarına rağmen, Kur’ân’daki pek çok şeyi açıklayamıyorlardı. Kur’ân’ın vahiy süreci yaklaşık 23 yıl devam etti, vahiy peyderpey nazil oldu. Vahiyden ayrı olarak aynı zamanda Resûlullah’ın (sav) kendi sözleri, hadis-i şerifleri vardı. Resûlullah (sav) konuşurken, bazen ağzından Kur’ân, bazen de kendi hadisleri çıkıyordu. Dilbilimciler Resûlullah’ın konuşma tarzını tespit edebilmek için hadislerini bir külliyat haline getirdiler. Kur’ân’la karşılaştırdıklarında hadislerin Kur’ân’la kıyaslanamayacak kadar farklı olduğu ortaya çıktı. Aynı ağızdan çıksa bile belli ki konuşan açıkça farklıydı. Kur’ân’ın üslubu ve kelime tercihi bir insanın uğraşarak ortaya koyamayacağı kadar girifttir.