....gelişmesine önem verilmemiş her çocuk da milli servete bir ihanettir. Bence her bir vatandaşın çözüm üretmek yerine şikâyetle harcadığı her dakika, her an da damlayan musluk gibi bir israftır. O nedenle karşımdaki kişi sorunu anlayıp çözüm üretme değil, bir şikâyet tavrı içerisindeyse derin bir nefes alıp yutkunuyorum. O kişi hayatını israf ettiğinin farkında değil. Ne yazık ki farkında olmadığının bile farkında değil.
"Ben başkalarının beklentileri doğrultusunda, onların benden beklentilerini gerçekleştirmek için yaşıyorum! Peki ben ne istiyorum? Ne istediğim kimsenin umurunda değil ve ben de ne istediğimi bilmiyorum. Öfkeli, gergin, stresli bir yolculuğun içindeyim. Hayat bu mu?"
Peki mutluluğun neyle alakası var? Bunları da sıralayalım.
Bir; aile ilişkileri. Mutluluğun, aile ilişkilerinin sağlıklı ya da sağlıksız oluşuyla çok yakından ilişkisi var.
İki; belirli bir miktara kadar gelir seviyesi.
Üç; mesleğin ve yaptığın işin senin için anlamlı olup olmaması.
Dört; kendine yakın bulduğun ve yanında rahat hissettiğin arkadaş-dost-komşu ilişkisi.
Beş; "Cesur ve bağımsız biri misin?" sorusuna kendi gözünden verdiğin yanıt. Kendi gözünde var olma cesaretine ne
kadar sahipsin?
Altı; sağlık. Dikkat ettiniz mi? "Her şeyin başı sağlık," deriz ama mutluluk araştırmasında ancak altıncı sırada yer aldı.
Ve yedi... Bilin bakalım ne ? Bu bir soru. "Değerlerinle vicdanın rahat mı? " Aşkınlık düzeyinde, yani inanç ve değerlerinle ahenk içinde yaşayan biri misin?