KİMLİK.
Aslında uzun yıllar önce sorulsaydı en çok kasımpatıları severdim.. Hemde çok hatta ilkokulda öğretmenimiz elinde bir buket beyaz kasımpatı ile gelmişti derse, o gün hayranlıkla ellerindekilere bakmıştım.. Muhteşemdi. Bir ara papatya seviyordum..sakinliğime iyi geliyordu.. Bir gün lavantalarla karşılaştım mosmor çok güzeldi..çok güzel kokuyordu.. Sonra leylaklar beni cezbetti daha anlayışlı hissettiriyordu.. En son gülleri sevdiğimi fark ettim.. kıpkırmızı güller.. Sessizdi ama ayakta güçlü duran bir kadındı resmen..çok narin duruyordu aynı zamanda.. Sakinliği andırıyordu..biraz hüzün biraz gözyaşı hissettiriyordu.. Bana benziyordu... Kısaca çocukluğumdan bu yana her dönem çiçekleri bir karakterime benzetip sevmişim.. Şimdi yorgun kırgın ama güçlü bir gül gibi hissediyorum.. Evet güneş alamıyorum..suyum eksik.. zaten gerekte yok yeterince ağlıyorum.. Ama karanlıktayım...Elim çocukluğumdan kalma yetişmiyor o lambaya açamıyorum.. Kayboldum..
Duygu ve Düşünce
En sevdiği çiçeğin kasımpatı olduğunu biliyordu. Her sohbetlerinde adı geçerdi, Bir bahçe görse durup onu gösterirdi, Gözleri başka çiçeklerde böyle parlamazdı. Ama bir gün elinde güllerle geldi, Kırmızı, gösterişli, güzel güller... Kız gülümsedi yine, çünkü çiçekten çok onu seviyordu. Sonra sessizce sordu: "Benim en sevdiğim çiçeğin ne olduğunu biliyor musun?" Oğlan durdu, elindeki güllere baktı, Sonra yere... Çünkü bazen bir insanı sevmek, onun sevdiği çiçeği bilmek değildir. Bilip de hatırlamaktır. Hatırlayıp da önemsemektir. Ve bazen bir demet gül, Bir kasımpatının eksikliğini gizleyemez.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kasımpatı esintisi
Daha yaz gelmedi. Burnuma güzün kokusu geliyor. Yalın çıplak sert kırılgan ve soğuk.
Günaydın
Bir lahzalık yürüyüştür yaşamak Adım adım nefes almak ve susmak An içinde andır, yen içinde yen Birkaç kasımpatı bulmak inceden Ardında terazi, köprü ve sonsuz Korku ve yakarış, ırmak ve ateş Yâr makamındayım Bahar Buselik
Kendimi ruhunda bulsam... Tam kalbinin ortasında evimi kurardım, Bir kasımpatı koysam o gönlündeki bahçede, Güneş tebessümle ziyaret ederdi güllerimizi... Kendimi ruhunda bulsam... Hiç kaybolmazdım bir daha, Hiç nâr olmazdım sevdaya, Hiç naz etmezdim gözlere... Hazar denizi ruhunda parlar, Ben bu denizde boğulurum... Uzun bir kule bahçende dikilir, Ben bu kulede hapsolurum... Bir kağıda hiç yazılamamış kelimelersin, Yahut bazen noktasız yazılmış cümlelersin, Kimi zaman da daima yarı kalmış bir şiirsin, Kendimi ruhunda bulsam... İsmini buharlı bir camda yazıyorum, Hep silinip gider, kaynaşır yağmurun gözyaşlarıyla... Gölgeni aydınlı günde seziyorum, Hep kaybolup saklanır, güneşin ihtişamıyla... Çözemediğim bir füsun sendeki, O sihrin işlemediğim bir suça benziyor... Çıkamadığım bir kuyu ruhundaki yaşamak, O evin seçmediğim bir yazgıya benziyor... Kendimi ruhunda bulsam...
Kasımpatı gelmiş..