Günümüzde herkesin aklında olan düşüncenin, “Acaba şuan başka bir hayat yaşıyor olsaydım nasıl olurdu?” sorusunun kitaba uyarlanmış hali. Kitabımızın ana kahramanı olan Nora Seed bu deneyimi bizlere sunuyor.
Bana göre kitapta verilmiş olan ana düşünce her kim olursak olalım, ister farklı bir meslekte, ister farklı bir şehirde, elbet sevmediğimiz ve hoşumuza gitmeyen şeyler var olacaktır. Hayatımızın hiçbir varyasyonu kusursuz değildir. İçinde sevgi olan, tecrübelerimizi yaşadığımız bir hayat ideal olandır. Bir hayatımızda her şey çok yolunda olabilir, gerçekten imrenilecek bir hayat yaşıyor olabiliriz ama bir önceki hayatımızda yardım ettiğimiz, katkımızın bulunduğu döngüler olmayacaktır. Kelebek etkisi bir nevi…
Özetle kitabı beğendim yani çıtır çerezlik bir kitaptı nihayetinde.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öncelik olarak bu kitabı olması gerekenden çokça geç bitirdiğim için özürlerimi iletiyorum. Aslında akıcılığı, dili, örgüsü gayet güzel ama zamanım olmamıştı.
Kitabın isminden çıkarak görüşlerimi aktarıyorum. Bana göre kitabın büyükçe bir kısmı sadece Râkım Efendi ve çevresinde dönüyor. Felâtun Efendi kısımları hem azdı, hem de var olmasa da olurdu. Asıl amaç birbirinden zıt karakterleri aynı hikayede karşılaştırmak olsa da, bu kısım pek olmamış. Ayrıca şunu da eklemek isterim ki, 1875’te yazılan bir kitabın günümüze uyarlaması çok başarılı olmuş bu nedenle de Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları’nı tebrik ederim.
Kitapta Osmanlı dönemi ağırlıkla hissediliyor. Osmanlıca, cariyelik, odalık gibi kavramlar sıklıkla kullanılmış. Yazıldığı dönemi aktarması yine hoşuma giden bir şeydi. Zira eski dönemlerde yazılan kitaplar bazen günümüzü anlatıyormuş gibi hissettirebiliyor :d
*****Spoiler içerebilir****
Şimdi içeriğinden de biraz bahsedecek olursam, kitapta bazı kısımlar ciddi anlamda canımı sıktı. Örneğin Josephino ve Râkım Efendi’nin hem anlamsız hem de dost kavramına girmeyen dostluğu. Gerçi Josephino karakterine ben genel olarak gıcık oldum sanırım hahahaha
Râkım Efendi’nin mülayim, gerçekten kötülük nedir bilmemesi, yardımsever biri olması ve kitap genelinde çok güzel bir adam olarak anlatılmasına karşın, bazı durumlarda ayran gönüllü gibi davranması da sinir ediciydi. Seni bekleyen, ağzından bir kelime çıkmasını bekleyen ve gönlünün de olduğu Canan varken gidip diğer ihtimalleri düşünmen hoş muydu Râkımcığım? Can aşkından yataklara düştüğünde “aslında o da hoş kız ya” diye düşünmen? Yani diyeceğim bu kısımlar haricinde aşk örgüsü güzeldi diyebilirim galiba.