Senin aşkının derdiyle hasta oldum. ‘Eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını dudaklarım üzerine koyarsan sonsuz hayat bulurum’ yoksa böyle kıvrana kıvrana can verir giderim…
“Ben ağlamam” dedim kendime. “Kurutamam gözyaşlarımı çünkü. Başlardam duramam diye ağlamam. Bütün damarlarım, kemiklerim çıkar gözpınarlarımdan. Geriye bir tek derim kalır…”
Dünyada yardım istenecek kimse yoktu. Hiçbir zaman da olmamıştı. Gönüllü yardım kuruluşları doyuruyordu belki birkaç yüz bin kişiyi, ama duyabiliyor muydu, karnını bayat yemeklerle doldurdu insanların haykırışlarını?