Öncelikle, daha öncesinde hiç mitolojik destan/kitap okumamış, sadece tanrılardan birkaçını ve kimin ne olduğunu bilen biriydim. Kitabı ilk açtığınızda karşınıza okumanıza dair yönlendirmeler, kısım kısım bölüm özetleri ve kitabın en arkasında da karakterlerimiz (daha doğrusu kitapta geçen adlar) yer alıyor. Gayet uzun bir destan olmasına rağmen akıcıydı, okurken aktı gitti.
Kitabın kalınlığı asla gözünüzü korkutmasın, eğer okurken bi yandan da internette araştırmalar yapıp kitaba not alırsanız işiniz daha da kolaylaşıcaktır. Örnek olarak Hephaistos’un Hera’dan intikam almak için altın bir taht yapıp onu zincirlere mahkum ettiğini, ta ki Zeus tarafından Aphrodite ile evlendirilme sözü alana kadar da orada tuttuğunu ben kendi araştırmalarım sayesinde öğrendim.
Kitapta önemli olan karakterler söz konusu. Tanrılar (ölümsüzler), tanrı gibi sayılanlar bir de insanlar yani ölümlüler var. Aleksandros (Paris), Diomedes, Hektor gibi karakterler kitapta en çok adı geçenler, tabiki Athena, Hera, Zeus ve Aphrodite gibi başlıcaların haricinde.
Bu kısımları kitabı okumadıysanız okumayınız
Hera’nın yaptığı işler tabi olmazsa olmazdı. Uyku tanrısıyla beraber Zeus’u geçici süreliğine bloke etmesine çok gülmüştüm hahahahaha. E tabi baştanrıça olmak da kolay değil.
Kitabın sonlarına doğru Athena’ya da sinir oldum, ki en sevdiğim tanrıdır mitolojide (bakınız: profilim ve kullanıcı adım). Pallas Athena denmesinin sebebi sanırım öldürdüğü birini hatırlatarak kötülüğünü hatırlamasını sağlıyormuş, yine internetten bulduğum bir bilgi. Akhilleus’un kanına girerek Hektor’u öldürmesi, ki beni Hektor’un ölümü çokça etkiledi, inanılmaz sinir bozucuydu. Tabiki Akhilleus Patroklos’un öcünü alacaktı ama Athena’nın bu konuda yardım etmesi biraz etik olmadı. Ayrıca Akhilleus’un Hektor’un
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma