Siyahın Kelebeği
Herkese selamlarr! Bugün aşırı romantik bir kitaplayım. Hem romantizm hem de samimi dil sunuyor ve aşırı hoşuma gitti. Geçtiğimiz günlerde kargosunu birlikte açmıştık kitabın, açar açmaz da okudum doğrusu
“Sen sadece iki yılını kaybettin! Oysa ben tüm hayatımı kaybettim.”
Tolga ve Meyra yeni nişanlanmış aşırı tatlı bir çiftti. Meyra sapsarı saçları, içindeki o sıcaklıkla tezat olan buz mavisi gözleri ve bembeyaz teniyle Tolga’nın tam tersiydi. Tolga iri yapılı ve siyah saçları, dipsiz bir kuyu olan koyu renk gözleriyle öne çıkıyordu. İkisini ayrı biri gibi düşünmesi çok zordu. Talihsiz kader, onlara bir araba kazasıyla sınadı. Meyra bu kazada hafızasının son iki yılını kaybetti ve böylelikle “her şeyim” dediği adamı da unutmuş oldu. Tolga’ya bir yabancı gibi bakıyordu. Sil baştan başlamak gerek… Biri “Kelebek”, biri “Siyah”. Ama bunları hatırlayan yalnızca tek taraf. Yeniden mi tanışacaklardı yoksa hayatlarına bu ilişki hiç olmamış gibi devam etmek her ikisi için de mümkün müydü?
Açıkçası ben bu kadar çok çok yapışık ikiz gibi gezen romantizmi seven biri değilim o yüzden bazı sahneler bana bayağı geldi (tamamen benden kaynaklı) Ama kitap bittiğinde “yaa güzel kitaptı şimdi” dedirtti bana. Şimdi gelelim işin iç kısmınaa. Bu kitapta Caner karakteri bizi sınadı mı arkadaşlar? Nasıl toksiktin ya Romantik yanı bir tarafa koyarsanız Poyraz-Tolga kardeşliğini, şiddetin binbir türlüsünden tekrar nefret ettiren ve krizi fırsata çevirmeye çalışan uyanık Caner’i, iki güler yüz görünce her şeyi mahveden Yeşim’i, sevgisini nasıl vereceğini bilmeyen kişileri ve vanilyanın ne kadar güzel koktuğunu görebilirsiniz Kitabın sonundaki prolog sıcacık hissettirdi ya onca stresli bölümden sonra güzel geldi
270 sayfacık tatlı bir kitaptı. Dikkat aşırı dozda