Şöyle taklitçili seri katil romanlarını baya özlemişim ve bence bu konuda kötü bi şey ortaya koymak da imkansız gibi. Cerrah-çırak serisinden daha iyisi gelmeyecek olsa bile… :/
AA destekleyicisinden Chanel çantasını göze sokmak isteyen gösteriş meraklısı küfürbaz anneye kadar karakterler gerçekçiydi bu nedenle olay örgüsü çabucak akıyor. Birkaç incelememde söylemiştim ama tekrar not bırakayım ki polisiyelerde alakasız saçmasapan karakterlerin katil çıkmasından hoşlanmıyorum bir esprisi kalmıyor gizemli olmalarının, bu kitapta o kadar da alakasız değildi en azından hani katil çıkan kişi için hafif bir tepki koyulabiliyor :D
Kate ve asistanın ilişkisine bayıldım tam dozundaydı ve içine aşk karıştırmadıkları için mutluyum. Güçlü, planlı bir karakterdi ve yer yer her annenin mükemmel olamayacağını alttan vurgulaması da inceydi.
Peter hakkında hiçbir şey düşünmek istemiyorum cidden oğluyla ilk görüşmelerinde dişlerine bakmasından nasıl iğrenç bir karakter olduğunu anlayabilirsiniz zaten, onun iğrençliğine iğrençlik katan da yazarın betimlemeleriydi. Bir ara his olarak Grange karakterlerinden birini okuyor gibi hissettim yazarın başarısını es geçmek istemem.
Kitaptan en çok aklımda kalan yer sanırım mezarlıkta Kate’in arabalara tırmanıp kargayı aldığı kısımdı o sahne tamamen aklımda capcanlı arkadaşlar, aslında notların bulunduğu her bölüm çok canlı. Ormanda köpeklerle gezip amaçlarına ulaştıkları bölüm de…
Vakit ayırıp okumaya değer