Selam! Keşke şu an o sahneleri izleyebilsem, Daisy’nin meşhur mavi gözlerini görebilsem diyerek koca kitabı bitirdim. İnceleyelim:
Konusu: Daisy Jones ve The Six aslında bir rock n roll müzik grubudur. Kitap ilk başta The Six olarak kurulan grubun Daisy’nin de eklenmesiyle nasıl patlama yaşadıklarını anlatıyor. Tüm karakterlere röportaj olarak yazılan kitapta yakından bakabiliyoruz. Ancak bu kitabın röportaj olarak yazılmasındaki neden, kitabın bir sebepten ayrılması ve sonra hiç bir araya gelmemesidir. Nedeni ne olabilir?
Öncelikle kitapta yasaklı madde ve cinselliğin olduğunu belirtip başlıyorum. Daisy’e karşı ne hissedeceğimi bilemedim, o kadar özgün bir karakterdi. Kendisi nasıl olmak isterse öyleydi, canı nasıl davranmak, giyinmek isterse o sadece öyleydi. Bu bencillikten o kadar pürüzsüz şekilde ayrılmıştı ki insanın kafasını karıştırıyordu Bir de duygularını en uçta yaşaması, yarını hiç düşünmemesi, üstün zekası… Ancak bir konuda dedim ki tamam, Daisy’i tamamen rafa kaldırıp sevmek istemiyorum. Diğer grup üyeleri de aşırı eğlenceliydi Warren favorimdi çünkü çok komikti. Eddie’nin de Billy hakkında durduk yere şikayet etmesi yine komik detaylardandı. Şimdi asıl yıldızıma gelmek istiyorum. CAMİLLA
Billy’nin zaten turnelerde yapmadığı kalmayınca bir de üstüne Camilla ile evlenmesi beni o kadar sinir etti ki. Camilla’nın o kadar güçlü ve iyi bir kadın olması zaten ancak kurguda olur çünkü gerçek hayatta olsa hiçbir kadın aynı tepkiyi vermezdi. Rehaba gitmesini istemesi, süre tanıması hepsi inanılmazdı. Yani resmen koşulsuz şartsız güvendi ve Billy uzaktayken onu aldatmayacağından %100 emindi (işte bu kitabın kurgu olduğunu şak diye hatırlatan detaylardan). Neyse bir de şu Daisy meselesi var. Ya Daisy sen..???? Aynı mikrofon, koklamalar, cidden midemi
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatında seni yanlışa yönlendirecek hiçbir şey yapmayacak bir insan olmalı. Seninle aynı fikirde olmayabilirler. Hatta zaman zaman kalbini de kırabilirler. Ama sana her zaman doğruyu söyleyeceğinden emin olacağın en az bir insan olmalı.
Selam! Bugün biraz uzun olan fantastik yolculuğa ilk adım kitabımıza bakacağız. Devam kitabı da var
Konusu: Abriella bir casustur. Kardeşi Jas ile borçlarını ödeyip özgür olabilmek için sürekli çalışıyordur. Çırak olan Sebastian dışında hiçbir arkadaşı da yoktur. Bir gün borçları yüzünden ev sahipleri Jas’i Nasiğli Sarayı’na satar. Nasiğliler, gümüş gözleri olan ve asla güvenilmemesi gerekenlerdir. Şansa da oraya açılan tek geçit Siğli Sarayı’nda prens için bir ölümlü prenses seçilecektir ve balo vardır. Abriella bu fırsatı kaçırmaz ama baloya gittiğinde onu neler bekleyecektir? Geçiti bulup Nasiğli’ye vardığında zalim Kral Mordeus onu karşılar.
Kitabın 484 sayfa olması bazen beni sıktı diyebilirim. Kardeşlik ve aile bağları çok ön planda tutulmuş, biraz da aşk katılmış. Peri dünyası güzeldi açıkçası fantastik evrenleri özlemişim Sebastian’a kitabın başında hiç şaşırmadım ve nedense içimden Brie’yle samimi bulmuyordum. Finn ve çetesi çok çok iyiydi evet başta saf olan ben de inandım maalesef Brie’ye kitap boyunca onca şeyi görmezden gelip, yok sayıp yarınlar yokmuşçasına kardeşim de kardeşim deyip ağladığı için sinir oldum. Evet kimin kardeşi olsa aynı derecede çabalar belki ama Mordeus’un verdiği görevler, Sebastian’ı duygusuzsa kullanması… Kitapta Sebastian’ı anlatmamak için yeminler, sırlar oluşturuldu da sonunda her şey açıklandı ya başımdan aşağı kaynar sular döküldü Umarım ikinci kitapta biraz aşk da düşünülür. Bir de annesi hakkında da daha fazla bilgi isterdim, cani kadın olarak anlatılıp bırakılmış. Devam kitabını da kısa zamanda alıp okuyacağım