Bir dönem skandal ve cinayet haberlerini öne çıkaran gazeteleri Oidipus ve Rüstem benzeri hikayelere çok rastladığım için okudum. İstanbul'da iki çeşit hikaye okur tarafından çok seviliyor, ucuz gazetelerde çok yayımlanıyordu.
Birincisi; oğlu askerde, hapiste, uzaktayken babanın genç ve güzel geliniyle yatması, olayı fark eden oğulun babayı öldürmesiydi.
Çok işlenen ve sayısız çeşitlemeleri olan ikinci cins cinayet ise, cinsel açlık içindeki oğulun, bir cinnet anında zorla anasıyla yatmasıydı.
Sanki Allah, babalar ve oğullarının ve oğullar ile babalarının canını rahatlıkla alabilsin ve böylece O'nun büyük nizamı sürsün diye bir an babaların ve oğulların akıllarını başlarından alıyordu.
Oidipus da tanımadığı babasını bir yol ayrımında ve böyle hiç beklenmedik bir hızla bir anlık saçma bir öfkeyle öldürüyordu. O anda Oidipus'un da Rüstem'in de sanki akılları başlarında değildi. Sanki Allah, babalar ve oğullarının ve oğullar ile babalarının canını rahatlıkla alabilsin ve böylece O'nun büyük nizamı sürsün diye bir an babaların ve oğulların akıllarını başlarından alıyordu.
Üniversite arkadaşlarım, yüksek diplomalı bir jeoloji mühendisi Türkiye'de ya dönerci dükkânı açar ya da inşaatçılık yaparsa para kazanır diyerek şakalaşırlardı. Yani bu işi bile bulmam bir talihti onlara göre.