Kitabımızın kahramanı Ivan başarılı, çalışkan, hırslı, işine dört elle sarılan bir hakim. Çevresi tarafından daha çok kabul görmek, toplum onayını almak için bir çırpıda evlenir fakat evlilik hiçte beklediği gibi olmaz. Her gün lanetler yağdırdığı, sırf karısını görmemek birlikte zaman geçirmemek için kendisini deliler gibi işine adar. Gösteriş meraklısı, çevresiyle sürekli yarış halinde olan bir adam. Bir gün işlerin yolunda gitmediğini anlar ve kendini takip eder. Ağrıları artar ve doktorların yolunu tutar. Doktora gittiğinde doktor hakkında içinden geçirdiği düşünceler beni fazlasıyla etkiledi. Bir türlü gerçek bir tanı koyulamaz ve Ivan her gün ölüme doğru yürür. Öleceğini bilerek yaşamak, yaşamaya çalışmak. Ivan bir zaman sonra artık yatağından bile kalkamayacak duruma gelir, hastalığı ilerler.Bu süreçte hastalığını çok adaletsiz bulur ve sürekli sorgular. Karısı ve çocukları olmasına rağmen kendisini yapayalnız hisseder. Bütün hayatını sorgular. İnsanlar öyle zalim ki Ivan öldüğünde sevinenler, onun yerine geçmeyi planlayanlar, timsah gözyaşları akıtanlar... İşin kötü yanı bunların gerçek hayatta yaşanıyor olması...