Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez.
-Çok düşünmekten ağrır burası. Kafa yorucu bir işiniz olmalı. Ne iş yaparsınız?
-İş yapmam ben, aylakım.
-Yaaa...
Şakaklarındaki eller çekilivermişlerdi, sanki bir aylak başı bir insan başı değilmiş gibi. Kapıdan çıkarken dönmüş,
-Çalınmış para yerim ben, demişti. Kızın gözleri büyüktü.
Yaşamanın güç olduğu bir dünyadan uzağa, çocuklukta tadılmış bir huzura kaçmak gerekti, hiç olmazsa bir güncük, yanında ona o tadılmış huzuru hatırlatan bu kadın varken.