• - +18 diye bir şey yok,
    “Müminlere söyle gözlerini ve ırzlarını korusunlar” (Nur: 30) var.

    - Dene bir defadan bir şey çıkmaz yok,
    “Ey iman edenler şeytanın aldatmalarına kapılmayın” (Nur: 21) var.

    - Moda ve hafif makyaj üzerine örtü yok, “Başörtülerini göğüslerinin üstüne salsınlar ve ziynetlerini göstermesinler” (Nur: 31) var.

    - Benim günahlarım küçük, başkalarından daha iyiyim, kalbim temiz diye bir şey yok,
    “Siz onu basit sanırsınız ama Allah katında büyüktür” (Nur: 15) var.

    - Param haram ama başka iş bulamadım yok, “Kim Allah’a karşı muttaki olursa Allah ona bir çıkış sağlar ve hiç ummadığı yerden rızkını verir” (Talak: 2) var.

    - Şakaydı, dilim sürçtü... diye bir şey yok, “Söylediği her sözü kayda geçiren iki melek yanındadır” (Kaf: 18) var.

    - Dünyaya bir defa geliriz, gençliğimizi-hayatımızı yaşayalım yok,
    “Her nefis ölümü tadacaktır. Kıyamette ecirlerinizi mutlaka göreceksiniz. Ateşten uzaklaştırılıp cennete giren kimse artık kurtulmuştur. Zaten dünya hayatı sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir.” (Al-i İmran: 185) var.

    - Dünyayı düzeltmek sana mı kalmış, felsefe yapma, herkes gibi işine-aşına-maişetine bak zincire katıl yok,
    “Allah'ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter.” (Ahzab: 39) var.
  • pala'yı kitaplarının çoğunu okumuş biri olarak seviyorum. bu kitap ise okuduklarım içerisinde en az sevdiklerimden oldu. bunda sanırım 12 eylül döneminde kurduğu aşk hikayesinin ve karakterlerin inandırıcılığını düşük bulmam etkili oldu. kendi siyasal görüşüne uygun olarak inançlı saf temiz kalpli mümin ve inançsız hırslı katil solcu tiplemesi şahsen bana inandırıcılıktan uzak geldi. ben solcu gençlerin iyi olduğu kitapları ağırlıklı olarak okumuş biri olarak(ve buna gerçekten inanan biri olarak) bu yorumu yazıyorum. onun dışında lidyalılarla ilgili bilgi vermesi, kültürün önemine değinmesi açısından güzeldi. hele ki kendi kültürüne bu kadar yabancılaşan, avrupadaki her şeyi sorgusuz sualsiz benimseme/içselleştirme eğiliminde olan (bu durum yy lardır bu coğrafya insanının en büyük kusurlarından biridir bence) bir toplumda, kitaptaki kültür vurgusu önemliydi.
  • https://www.youtube.com/watch?v=9f6ou-gXcNA

    Sene 341, mevsime uydum,
    Sebep oldu şeytan, bir cana kıydım.
    Kâtil defterine adımı koydum,
    Eşkiyâ Dünyâ'ya hükümdâr olmaz...

    Çok zamanlar çektim kahr-ı zindânı
    Bize mesken oldu, mahpusun damı,
    Firâr etme ile buldum amânı,
    Eşkiyâ Dünyâ'ya hükümdâr olmaz...

    Bir yanımı sardı müfreze kolu
    Bir yanımı sardı Varilcioğlu
    Beşyüz atlı ile kestiler yolu,
    Eşkiyâ Dünyâ anam, hükümdâr olmaz...

    Sen ağlama anam dertlerim çoktur,
    Çektiğim çilenin hesâbı yoktur
    Yiğitlik yolunda üstüme yoktur,
    Eşkiyâ Dünyâ'ya hükümdâr olmaz...
  • Tarımsal ilaçlamada kullanılan ve neonikotinoid adıyla sınıflandırılan maddeler, arıların hayatını tehdit ediyor! Bunun sonucunda sinir sistemleri etkilenen arılar, kovanlarının yolunu bulamıyor ve ölüyorlar.
    Arıları korumazsak yarınları da koruyamayız.
    Bal üretiminde dünya ikincisi olan Türkiye’de de neonikotinoidlerin yasaklanması için harekete geç.
    Tek yapman gereken linke tıklamak, e-posta ve ismini yazdıktan sonra gelen e-postayı onaylamak.
    SEN DE KAMPANYAYA KATIL!

    https://kovandayiz.org/sgulen379
  • "Bu dünya böyledir işte, kimi adam öldürdüğü için katil diye anılır,kimi adı katile çıktı diye adam öldürür."
  • Mustafa Kemal hakkında “katil vacip” diye idam fetvası çıkarıldığında, Şeyhülislam tarafından Kuvayı Milliye’ye karşı “cihat” ilan edildiğinde, işgal altındaki topraklarımızda neler oluyordu ?

    Yunan işgalinde neler olduğu, bizzat bir Yunan tarafından, araştırmacı gazateci Tasos Kostopoulos tarafından belgelendi.
    2007 yılında kitap haline getirildi.

    1919-1922 Savaş ve Etnik Temizlik adını taşıyan bu belgesel kitapta, bizzat işgale katılan Yunan askerleri anlatılıyordu...

    “Uşak yakınlarındaki köyde Türk kadınları, çocuklar ve yaşlılar camiye kapanmıştı. Bizim askerler arasındaki reziller etraftan ot topladılar, sonra da otları yakıp caminin penceresinden içeri attılar. İnsanlar dumandan dışarı koşuştular. O zaman bizim reziller kadın ve çocuklara atış talim tahtasıymış gibi ateş etmeye başladılar.”

    “Eve girdim. Ölü bir Türk ihtiyarın cesedi üzerinden geçtim. İçeriden sesler geliyordu. 10 kadar askerimiz bir Türk kızının eteklerini kaldırmışlar, zorla dans ettiyorlardı. Beni görünce ‘ gel sen de mezeden tat’ dediler. ‘ Ayıp ‘ dedim. Türk kızı yanıma koştu, ayaklarıma kapanarak ‘kurtar’ dedi. Askerlere yalvardim, kadindir yapmayin dedim. Biri süngüsünü çikarip bana yöneldi. Kaçmak zorunda kaldim. Kizin çigliklarini unutamadim.”

    “Köprühlsar’daki bin kadar ev alevler içindeydi.
    Her Seyi yakmamiz emrini Prens Andreas vermisti.”

    “ Ayrildigimiz her yeri yakiyoruz.
    Dehset verici bir manzara.”

    “ Bazilarimiz Roma’yı yakan imparator Neron gibi mutluydu. Emir açıktı. Neyi taşıyamıyorsanız yakın...
    Onca köyde yaşlılar, hastalar, çocuklar ne yaptı, meçhul”

    “ Köye girdik.
    Kızlara ailelerinin gözünün önünde Tecavüz edildi. Askerlerimiz yağmaladıkları ipek yorganlarda yattılar.”

    “ Türkler korkudan ailelerini geceleri mezarlıklarda saklıyorlardı. İki askerin tecavüz etmeye çalıştığı kızı kurtardım. Annesi koşarak ellerimi öpmeye başladı. Az ileride diğer iki kızı cansız yatıyordu”

    “ Birden kendimi yaşlı adamın karşısında buldum. Yapabileceğim bütün iyilik, onu bir an önce ve birden öldürmekti. Bazıları çok acı çekiyordu, boğazlanan danalar gibi debeleniyorken... Köy ateşe verildi”
  • "Sonra unutma ki, bir insan istediği kadar uçarı, ırz düşmanı, ahlaksız, hatta katil, cani olsun... Belirli bir hazırlık devresini geçirmeden yapacağını yapamaz!"
    Orhan Kemal
    Sayfa 55 - Everest Yayınları