"«Asıl hür, nefsinin (esîri değil) emîri olan kimsedir!» hükmünce Cenâb-ı Hak bizleri, nefs-i emmâreye âmir, nefs-i mutmainneye de nail eyleyerek; «Gerçek kullarım arasına katıl ve cennetime gir!» (el-Fecr, 29-30) güzel hitabına lâyık buyursun! Amin!"
Karanlık bir sokağın köşesinde bir anda bitiveren bir katil gibi, aşk önümüze dikildi; ikimizi de bir vuruşta devirdi! Yıldırım da böyle çarpar adamı, hançer de böyle saplanır!
Kapının arkasında bir adam vardı, sesi titriyor,nefesi kesik kesikti. Çaresizdi ve belli ki katil onu köşeye sıkıştırmıştı. Umutsuz birinin elindeydi ve on beş dakika değil,belki bir oko saniye yoktu.
Gerçeklerin hayal ürünleriyle sarmaş dolaş olduğu pek çok kitap basıldı ve bu kitaplar ya su götürmez bir şekilde kahramanlık içeren hikayeleri anlatmak suretiyle savaşı yüceltiyor ya da ölüme ilişkin iç burkan ifadeler yoluyla savaşı yorumlayıp nihayetinde okuyucuyu, askerleri kana susamış birer katil olarak görmeye ikna ediyor. Ben iki yolu da seçmedim; amacım ne yüceltmek ne de yargılamak.