Puan vermedi·288 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:20
Bu kitap bana en çok Alice Feeney’nin Taş Kâğıt Makas'ını hatırlattı. Aynı tarz bir havası var, ıssız bir yerde büyük bir mekanda geçmesi, karda mahsur kalmaları, evin içinde bir şeylerin fazla sessiz olması, gizli bölmeler ve sürekli “burada başka biri daha mı var?” hissi. Bu açıdan bakınca kurgu çok tanıdık geliyor, fazla alışıldık. Kitap hızlı okunuyor, sıkmıyor. Ama mantık kısmında ben biraz zorlandım. Ters köşeler var ama bazı şeylerin neden yapıldığı çok oturmuyor. Kitap bittikten sonra bile “tamam ama katil bunu neden böyle yaptı o zaman?” gibi sorular kaldı aklımda. Yine de kötü değil. Kendi türü içinde keyifli bir kitap. Çok fazla düşünmeden okuduğunda iyi gidiyor, akıcı ve merak ettiriyor.
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,1bin okunma
Ne zaman yalnız kalırsın?
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:33
“Ne zaman tam anlamıyla yalnız olduğumuzu biliyor musun? dedi. Kalabalıkların arasındayken, dedim.” Yazara göre ölüm anında bana göre kalabalıklarda. Varmış gibi olan her şey ve herkeste. Koca bir ailenin üyesiyken, sınıfın en gözde öğrencisiyken, evdeyken, dışarıdayken… Kısacası anlaşılmanın zerre kenarında olmadığın zaman dilimlerindeyken. Bu da ölümle eş değer belki de… Bilemiyorum. Anlaşılmak, değer görmek insanı yalnızlığından çıkarıp bambaşka bir öz şefkatle tanışıtırır. O yüzdendir ki insan toplulukların içinde “yeteri” kadar yalnız hisseder. Gelelim kitabaaa: Ne desemmmmm ne yazsam tam anlatabilirim bilmiyorum. En azından deniyorum şu an. Kısa öykülerden oluşuyor. Kısa notlar aldım anca böyle toparlayabiliyorum. Genel tema bireyin toplumsal yalnızlığı.(en sevdiğim) Başarının, büyülü bir ritüel olarak yada takıntılı bir inanç üzerinden toplumun kahramanlık figurüne dönmesi, hem bireysel hem toplumsal yalnızlığı daha da derinleştirmiş. Yani her bireysel başarı veya yükseliş arkasında sessiz bir toplumsal travma ya da baskı barındırıyor. Yazar hikayeyi okura açık açık anlatmak yerine ipuçları bırakarak, bizim insiyatifimize bırakmış. Yani “çıkarım” zamanı. Bir kuşağın gerçekleştirmek için yıllarını harcadığı hayalleri ve hayal kırıklıkları çarptı yüzüme. Bazen gerçekleştirilmiş hedefler geç kalınmış mutluluk olarak karşımıza çıkıyor. Kişinin ne vakti ne de ruhsal tatmini onu doyurmaya yetiyor. Biriktirilen yılların sembolik karşılığını alma çabasından başka bir şey olmuyor ve beklediği içsel huzur ise asla gelmiyor. Hikayeler kitabın genelinde hissedilen boşluk ve bireysel yalnızlığı tamamlıyor. Ekstrem ve sarsıcı imgelerle karakterlerin boşluğunu, arzularını,aradıkları anlamla kurdukları kopukluk çok keskin. Umarım sadece ben böyle hissetmemişimdir. Şu soruyu
Katil OrospularRoberto Bolano · Can Yayınları · 2017120 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aklın Karanlıkta Yürüdüğü Yol
10/10
·232 syf.··
2026 2. kitabı
Üç Tabut, kilitli oda gizemi türünün belki de en saf, en kendine güvenen örneği. Carr burada bir cinayeti çözmekle yetinmiyor, türün kendisini de masaya yatırıyor: romanın ortasında Dr. Gideon Fell durup okuyucuya doğrudan döner ve kilitli oda bulmacalarının olası tüm çözüm kategorilerini tek tek sıralar. Bu "kilitli oda dersi", polisiye tarihinde eşi benzeri az bulunan bir an — kurgu, kendi kurallarının bilincinde olduğunu itiraf ediyor ve bunu bir kusur olarak değil, bir oyun olarak sunuyor. Christie'nin kapalı devre kurgusu sosyal ve ahlaki gerilime yaslanırken, Carr'ın derdi tamamen farklı: o, fiziksel imkânsızlığın mekanik zarafetiyle ilgileniyor. Kar üzerinde iz bırakmayan bir katil, gözler önünde gerçekleşen bir cinayet, mantığın çözemeyeceğini düşündüğünüz bir bulmaca — ve sonunda gelen çözüm, okuyucuyu "bu kadar basitmiş" dedirtecek kadar şık. Carr'ın bu romanı, polisiyenin "adil oyun" (fair play) ilkesine olan bağlılığının da bir kanıtı: tüm ipuçları okuyucuya açıkça sunuluyor, hile yok, sadece görmemiz gereken bir şeyi gözden kaçırmamız var. Bu yüzden Üç Tabut, sadece bir cinayet bulmacası değil, türün kendi estetiğine yazılmış bir methiye gibi okunabilir.
Polisiye
Üç TabutCarter Dickson · Altın Kitaplar Yayınları · 196415 okunma
ve sonra kimse kalmadı...
10/10
·224 syf.··
2026 41. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:04
Agatha Christie 'nin başyapıtı olarak bilinen bu kitabı çok merak ediyordum. Yazarın Doğu Ekspresinde Cinayet isimli kitabını okuyup çok beğenmiştim ve aynı tadı alacağımı düşünmüştüm. Beklentimin de üstünde harika bir okuma oldu benim için. On kişi, oldukça popüler olan ve merak edilen Zenci Adasını görme fırsatı yakaladıkları on davet mektubu alır. Her davet mektubu birbirinden farklı ama bir yandan da şüphe çekmeyecek kadar makul görünmektedir. Adaya varan birbirinden oldukça farklı olan bu grup kötü bir süprizle karşılaşır. Adaya onları davet eden kişiler lüks malikânelerinde değildir. Adada sadece onlar ve 2 hizmetkâr vardır. Bu bir grup insanın ortak özelliği, apaçık bir kasıt olmasa da cinayet işlemiş olmaları. Aslında adaletin pençesinden kaçabilen ve suçlu oldukları asla kanıtlanamayacak olan insanlar ve biri bu insanları acımasız bir şekilde yargılamanın peşinde. Her birinin odasında asılı olan 'On Küçük Zenci' tekerlemesi aslında neler yaşanacağını bize en başından anlatıyor. Yemek masasının üzerindeki zenci bibloları her cinayetten sonra eksiliyor. Katil içlerinden biri ama kim olduğunu asla bulamıyorlar. Çok zekice tasarlanmış bir plan, muhteşem bir kurgu, harika bir ters köşe ve tatmin edici bir son. Bir kitaptan başka ne isteyebilirim ki? :) Keyifli okumalar dilerim.
On Küçük ZenciAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201843,6bin okunma
Katil her zaman koca mıdır?
9/10
·320 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:43
Kocamın Karısı benim için tam anlamıyla sürükleyici bir okuma oldu. Daha önce aynı yazarın Taş Kağıt Makas kitabını okumuş ve ona da hayran kalmıştım. Bu kitapta da yine beni şaşırtmayı başardı. Ben ters köşeleri bol, okurken sürekli tahmin yürüttüren ama sonunda bütün tahminleri boşa çıkaran hikâyeleri çok seviyorum. Sayfalar ilerledikçe “tamam, artık çözdüm” dedim ama her seferinde yeni bir detayla fikrim değişti. Sonunda ise yine şaşkınlık yaşadım. Alice Feeney’in en sevdiğim yanı, gerilimi son ana kadar koruyabilmesi ve okuru sürekli şüphe içinde bırakması. Eğer siz de psikolojik gerilim ve beklenmedik finallerden hoşlanıyorsanız, bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Benim için yine çok keyifli ve akılda kalan bir okuma deneyimiydi.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202639 okunma
10/10
·456 syf.··
2026 8. kitabı
Bu kitaba başlarken neye başladığınızı bilerek başlarsınız. Okumak istediğiniz şey buysa istediğiniz şeyi gayet güzel bir şekilde veriyor. Hemşire ve travmalarla başa çıkmayı zor yoldan öğrenmiş bir ana karakter ve babası seri katil olduğu için idam edilmiş ve babasına çok benzediği için insan içine çıkmayıp maske takan bir ana erkek karakterimiz var. Ana kadın karakterimizin de maske fantezisi olunca curcunalı bir hikaye okuyoruz. Ana odağı smut ve dark romantizm olsa da erkek karakter bir şekilde green flag kalabilmiş. Ana odağın etrafında da tutarsız olmayan gayet keyifli bir hikaye okuduk.
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025557 okunma