bunlar babadan oğula nesil herhalde.mp4
7/10
·216 syf.·
2026 19. kitabı
Kitabın en can alıcı özelliği kötülüğün kaynağına dair rahatlatıcı hiçbir açıklama sunmaması. Okuru teselli etmek yerine onu insan doğasının en huzursuz edici ihtimallerinden biriyle baş başa bırakıyor. SPOILER ALERT İnsan doğası, annelik, kalıtım ve ahlak üzerine karanlık bir düşünce deneyi diyebiliriz. "katil kim?" hikâyesi gibi başlasa da olaylar çok daha farklı bir form kazanıyor ve "sevgi koşulsuz mudur, yoksa ahlaki gerçeklik karşısında bir noktada yetersiz mi kalır?" sorusuna dönüşüyor. March, kötülüğün biyolojik olarak aktarılabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Canavarın yüzünü tanımak kolaydır; zor olan, onun son derece sevimli bir çocuğun yüzünü taşıyabileceğini kabul etmektir. Christine (anne) kabul edecek mi? banliyö yaşamının sıradanlığı içinde ilerleyen 216 sayfa.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026113 okunma
Spoiler
Puan vermedi
Aabbiiii daha 80. Sayfadayım 40. Sayfadan beri yazar ısrarla. Bak shane katil diye hüküm giydi ama o değil katil heee bak esas katil reese dostumm anladın mı bak hala anlamadıysan tekrar gözüne gözüne sokmaya devam edebilirim hiç sorun yok kafasında resmen dkwkskfkwld esas katil kim diye kafa yorarak düşüne düşüne okutturmuyor ağız tadıyla yazar resmen ağzımın içine soktu bak şşş esas katil reese bak nasıl şüpheli hareketler yapıyor ama kıpss diye ve daha kitabın hala başında sayılırım pff djjdjfk ters köşenin ters köşesi gelirse tükürdüğümü yalamasını bilirim!! Ama sanmıyorum gardaşlık. Ama yiğidi öldür hakkını ver çok kolay okunuyor kitap. Yazara söylenip biraz kitabını daha okumaya devam edebilirim. Bir tane dizimin final bölümünün ortasındayım. Onu bıraktım kitabı okumaya daldım sayfalar akıp gidiyor. Tabi birde çevirmenin maharetiylede alakalı bu kolay okunma durumu. Neyse öyle işte. O kadar kafayı yedirdi ki bu yazarın şşşttt ters köşe gelecek ayıkss diye durup durup göze sokması. duygu aktarım yapmam gerekiyordu ekwmdkslfl
MahkûmFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20242,669 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
#okudumbitti
9/10
·350 syf.··
2026 13. kitabı
Polisiye edebiyat, okuru yalnızca "katil kim?" sorusunun peşinden sürüklediğinde değil; suçun ardındaki toplumsal, kültürel ve psikolojik katmanları görünür kıldığında kalıcı bir etki bırakmaktadır. Sessiz Kız da tam olarak bunu başaran romanlardan biridir. Boston'ın Çin Mahallesi'nde işlenen bir cinayetle başlayan olay örgüsü, kısa sürede bireysel bir suçun sınırlarını aşarak göç, aidiyet, aile bağları, travma ve geçmişle hesaplaşma gibi temaların etrafında genişlemektedir. Gerritsen, polisiye kurgunun dinamizmini korurken, karakterlerinin geçmişlerini olay örgüsüne organik biçimde yerleştirerek gerilimi yalnızca eylem üzerinden değil, psikolojik derinlik üzerinden de inşa etmektedir. Romanın en güçlü yönlerinden biri, yazarın kültürel arka planı bir dekor olarak kullanmak yerine anlatının asli unsurlarından biri hâline getirmesidir. Çin Mahallesi'nin kapalı yapısı, kuşaklar arası çatışmalar ve sessizlik kültürü, soruşturmanın ilerleyişini doğrudan etkileyen anlatı bileşenlerine dönüşmektedir. Bu sayede okur yalnızca bir cinayetin çözümüne değil, karakterlerin taşıdığı tarihsel ve duygusal yükün izlerine de tanıklık etmektedir. Jane Rizzoli ve Maura Isles ikilisi ise serinin önceki kitaplarında olduğu gibi birbirini tamamlayan iki farklı bakış açısını temsil etmektedir. Biri sezgileri ve saha deneyimiyle, diğeri bilimsel yaklaşımıyla ilerlerken roman, polisiye anlatının akıcılığından ödün vermeden çok katmanlı bir yapı kurmayı başarmaktadır. Sessiz Kız, gerilimini son sayfaya kadar koruyan kurgusunun ötesinde, suç olgusunu toplumsal bellek ve kimlik ekseninde ele almasıyla da dikkat çekmektedir. Tess Gerritsen'ın anlatı disiplinini ve karakter inşasındaki başarısını gösteren, serinin öne çıkan halkalarından biri olarak değerlendirilebilmektedir.
Edebiyat
Sessiz KızTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20253,151 okunma
Yıllardır çıkardığı her kitabını soluksuz okuduğum yazar kimdir??
9/10
·280 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Offf diyorum… Neden? Çünkü ben otobiyografik roman sevmem çok da okuyamam yani ama bunu var ya büyük bir hazla okudum. Nasıl başladım ve nasıl bitti anlayamadım. Yazım dili her zamanki gibi tereyağı tadında. Bu bir ben kimim kitabı o yüzden ne yazsam spoiler olur. Dolayısıyla kitabı bitirdikten sonra bende oluşturduğu düşünceyi aktarmak için yazıyorum buraya. Evet, ben bugüne kadar okuduğum 16 Jean-Christophe Grange kitabını (Güneşsizler hâlâ kütüphanede okunamadı) bir de onun kim olduğunu bilerek en baştan okumak istiyorum. O katil babaları tekrar tekrar bütün dikkatimi vererek özümsemek istiyorum. İşte kitap gerçekten de oturup yazarın tüm kitaplarını tekrar okutacak nitelikte. Keyifli okumalar..
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0148 okunma
Sapıkça davranışları normalleştirmeyin
Puan vermedi·%22 (108/480 syf.)·
Açıkçası bu kitaptan gerçekten de yüksek bir beklentim vardı ve bunun en büyük sebebi de Damla'nın (samimiokur) bu kitabı çok beğenmiş olmasıydı. Maalesef pek de düşündüğüm gibi çıkmadı. Belki ilerleyen sayfalarda daha ilgi çekici oluyordur ancak sabredemeyeceğime karar verdim. Yarım bırakmama sebep olan şeylerden bahsedeceğim, belki birileri için yararlı olur. Dikkatimi çeken ilk şey yazarın anlatımıydı. Cümleleri genellikle "şu olduğunda bu oldu" şeklinde kurmuş. Daha anlaşılır olması için birkaç örnek: 1. Çatık bakışlarım onu bulduğunda ürperdim. 2. Karşısında aptal gibi durduğumu anlayıp, kendime öfkelendiğimde elimdeki kalemi tezgahın üzerine bırakıp başımı dikleştirdim. 3. Duyduklarımla dudaklarım aralandığında nefesim kesildi. Yazar bence "ve" kelimesinden nefret ediyor. Bu tarzda kurduğu cümlelerin çoğunda "ve" kullanmış olsaydı çok daha akıcı ve güzel bir anlatım yakalayabilirdi diye düşünüyorum, en azından benim için. Tercih ettiği anlatım beni rahatsız etti, çok gereksiz buldum ve bazı noktalarda anlam da bozulmuştu. Bir örnek: Kaşlarım çatılıp alnımın ortasında ince bir çizginin oluşmasına neden olduğunda, parmaklarımın arasında duran zarfın maksadını çözemedim. Kaşların çatıldığı için mi zarfın maksadını çözemedin yoksa zarfın maksadını çözemediğin için mi kaşların çatıldı? Mantıkken ikinci seçeneğin olması gerekiyor, öyleyse burada cümlelerin sırası yanlış. Sonrasında her şeyin renginden bahsedilmesi var. Bordo kadife kumaş, çizim defterinin kırmızı kapağı, giydikleri her bir kıyafet, Berna ablanın yeşil kazağı, Ekrem amcanın kahverengi gözleri... Karşımıza çıkan neredeyse herkesin göz ve saç rengini biliyoruz. Bazen de aynı şeyin renginden birden fazla kere bahsediliyordu. Feray her tayt giydiğinde taytın renginin siyah olduğundan
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024437 okunma
Bırak kilitli kalsın
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:25
Ben bu satırları yazarken ( intihar mektubuna başlamış gibi oldu, sen bu satırları okuduğuna göre ben çoktan tahtalı köye gitmiş olacağım hesabı ) yazarın eli ayağı durmuyordur kesin, yazıyordur. Be kadın hiç mi başka işin yok el insaf bizde insanız. Evi temizle, yemek yap, tatile git, nefes al nefes. Yazarı sekiz kitabını okumuş oldum. Evet, yazar yine son derece merak uyandıran bir kitap ile karşımıza çıkıyor. Su gibi okunuyor maşallah supanallah vb. Burda sıkıntı yok, kurgu güzel karakterler güzel de Cinayetleri daha baskın olabilirdi, daha ayrıntılı, daha işkenceli, kan istiyorum kan Bütün karakterlerden şüphelendim. Ters köşe oldum. Öldürüleceğinden korktuğum karakter katil çıktıya la. Kısaca konuya deginecek olursak, geçmişi sırlarla dolu olan Nora'nın yaşamını anlatıyor. Başarılı bir cerrah olan Nora, geçmişinin karanlık sırlarından kaçmaya çalışırken, beklenmedik bir olayla hayatı baştan aşağı değişir. Sırları ve korkuları da bir açığa çıkmaya başlar. Bakalım Nora geçmişinden kaçabilecek mi! 26 yıldır sakladığı sır açığa çıkacak mı? Bazı kapılar boşuna kilitli değildir...işgüzarlık edip illa açacağım bu kapıyı diye uğraşmayın Okunur diyorum 10/8 Bazı kapılar boşuna kilitli değildir...
Kilitli KapıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20252,624 okunma